13 Nisan 2011 Çarşamba

Şekerlemenin Faydaları!

ABD’de yapılan bir araştırma, gün içinde yaklaşık bir saat uyumanın kalbi koruduğunu ortaya koydu.
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Pensilvanya’daki Allegheny Üniversitesinden bir grup bilim adamı, araştırmaya katılan 85 sağlıklı üniversite öğrencisinden önce uyku kalitelerine yönelik bir form doldurmalarını istedi. Karmaşık bir zihin egzersizinin ardından katılımcıların kan basınçlarını ölçen bilim adamları, her vakanın tansiyonlarının ve kalp atış hızlarının farklı seviyelerde de olsa arttığını tespit etti.

Daha sonra katılımcıları iki gruba ayıran bilim adamları, ilk gruptakilerden 1 saat kadar şekerleme yapmasını istedi,; ikinci gruptaki katılımcıların ise gün içinde uyuması yasaklandı.

Araştırmanın sonunda, gün içindeki 1 saatlik uykunun ardından kan basıncı seviyesinin nasıl normale döndüğünü gözlemleyen bilim adamları, insanların kendilerini stresli, yorgun ve sinirli hissettikleri anlarda şekerleme yapmak için zaman ayırması önerisinde bulundu.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Kestirmek, Sağlık Haberleri, Şekerlemenin Faydaları, Şekerleyerek Uyuma, Uyumak, Uyumanın Faydaları. Bu yazı Çarşamba, 02 Mart 2011, 17:00 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Kabakulak Hastalığını Önemseyin!

Kapalı ortamlarda kolayca yayılan kabakulak hastalığı her ne kadar çocuklarda sıklıkla rastlansa da yetişkinlerde de bazen kalıcı izler bırakabiliyor.
Bu nedenle kabakulağın çocukluk döneminde, hatta okul öncesi çağda geçirilmesi daha az sakıncalı olarak nitelendiriliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Pediyatri Uzmanı Dr. Özlem Ketenci Atıkardeşler A’dan Z’ye kabakulak hastalığı ve tedavisinden bahsetti.

Paramyxovirus denilen bir virusun neden olduğu bulaşıcı bir hastalık olan kabakulak, başta boynun iki yanında kulak memesinin hemen altında bulunan parotis bezi olmak üzere tükürük bezlerinde ağrılı şişme ile ortaya çıkıyor. Hastalık, virüsü taşıyan kişinin konuşma, öksürük ve aksırması sırasında çıkan tükürük damlacıkları yoluyla veya tükürükle kirlenmiş eşya yoluyla bulaşıyor. Virüs, vücuda ağız ve burun yoluyla girdikten sonra kan yolu ile vücutta yayılıyor.

Kabakulağın bulaşıcı döneminin tükürük bezinin şişmesinde 1-2 gün önce başlayıp, 5 gün sonrasına kadar sürdüğü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Pediyatri Uzmanı Dr. Özlem Ketenci Atıkardeşler “İlk olarak kulak alt kısmına yerleşmiş olan tükürük bezinde şişme ile belirti veren kabakulakta şişlik önce çene kemiğinin arka kenarı ile kulak arkasındaki boşluktan başlayarak ve öne arkaya doğru artarak elmacık kemiğine dayanıyor. 3-7 gün süren şişlik hastalığın 3. gününde zirveye ulaşıyor ve kulak memesinin ucunu yukarı doğru itiyor. Şişen bölgede ağrılar görülebilirken genelde hafif bir ateş de şişmeye eşlik eder. Ancak kimi zaman daha çok erişkinde şişlik ortaya çıkmadan önce ateş, baş ağrısı, bulantı ve halsizlik olabiliyor. Bazen hastalık hiçbir belirti vermeden de geçirilebiliyor.” dedi.

Ekşi gıdalar tüketmeyin!

Özel bir tedavi gerektirmeyen kabakulak hastalığında yatak istirahatı, ekşi olmayan gıdalarla beslenme yeterli olduğunu belirten Pediyatri Uzmanı Dr. Özlem Ketenci Atıkardeşler, “Gerektiğinde ağrı kesici ve ateş düşürücülerden faydalanılabiliniyor. Hastalığın klasik bulguları haricinde gelişen baş ağrısı, kusma, çok yüksek ateş, testislerde şişlik, ağrı, kızarıklık, karın ağrısı gibi şikâyetler mevcut ise komplikasyonları değerlendirmek açısından hekime başvurulması önem taşıyor” dedi.

Pediyatri Uzmanı Dr. Özlem Ketenci Atıkardeşler sözlerine şöyle devam etti; “Hastalık ortaya çıktıktan yedi gün sonrasına kadar da virüs tükürük ile çıkabileceği için bu dönemlerde hastayı diğer aile fertlerinden ayrı tutmak gerekir. Tek doz aşı ile bile %96 oranında koruyuculuk sağlandığından aşılı bireylere hastalığın bulaşması güçtür. Hastalığı geçirmiş olan kişiler zaten bağışıktır, kişinin ikinci kez hastalığa yakalanması oldukça nadir bir durumdur’’dedi.

Kabakulaktan korunmanın en önemli yolunun aşı olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Pediyatri Uzmanı Dr. Özlem Ketenci Atıkardeşler “Kabakulak aşının kullanılmadığı dönemlerde en sık 5-9 yaş arası çocuklarda görülürdü ancak günümüzde artık aşı rutin olarak uygulandığı için daha çok ergenlik dönemindeki çocuklarda ve genç erişkinlerde de rastlanıyor. Aşının yapılmasına engel olacak ciddi bir bağışıklı sistemi hastalığı veya bağışıklı sistemini baskılayacak ilaç kullanımı olmadığı müddetçe aşı tüm çocuklara uygulanmalıdır. Yumurta veya neomisine çok ciddi alerjisi olan çocuklarda aşıya karşı alerjik reaksiyon gelişme riski vardır.’’ diyerek sözlerine devam etti.

Kabakulakla ilgili en çok merak edilen konulardan biri olan ‘Kabakulak bir çocukta kısırlığa neden olabilir mi?’ sorusunu Dr. Altıkardeşler şöyle yanıtladı: “Kısırlığa neden olması oldukça nadir bir durumdur, bu durum ancak komplikasyon olarak tek değil çift taraflı orşit gelişen hastalarda gelişebilir, ancak çift taraflı orşit vakalarında bile oldukça nadirdir.’’

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Dr. Özlem Ketenci, Kabakulak, Kabakulak Bir Hastalıkmıdır, Kabakulak Hakkında Bilgiler, Kabakulak Hastalığı, Kabakulak Hastalığından Nasıl Kurtulabiliriz, Kabakulak Nasıl Oluşur, Kabakulak Tedavisi. Bu yazı Perşembe, 24 Şubat 2011, 07:20 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Ağız Kokusu Nasıl Önlenir!


Ağız kokusu günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Haber, Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta eğer ağız kokusu sosyal bir problem oluşturmasaydı belki de bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için gayret sarf edilmeyecekti. Çoğunlukla ağız kokusunun nedeni ( % 90 ) oranında ağız içi kaynaklıdır.Diğer sebepler ise mide-bağırsak yada üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır.
Hospitadent diş hastaneler grubu doktoru, Murat aydın,” nefes kokması sorunu yaşamak hiç de hoş bir durum değil. Ancak zamanında hekime başvurulduğunda ve doğru sebep tespit edildiğinde bu hastalığa çözüm bulmak çok kolay!Halk arasında “ağız kokusu” olarak bilinen “nefes kokusu”, erişkinlerin bir çoğunda ömürlerinin bir bölümünde ya da sürekli olarak görülüyor. Zaten ağız kokması çocukluktan başlayan bir rahatsızlık değil. Daha çok yetişkin dönemde ortaya çıkıyor. İşte yaşamın bu evresinde karşılaşılan ağız kokusu, bireylerin sosyolojik ve psikolojik hayatlarını olumsuz etkiliyor.” diyerek konu hakkında bilgi verdi.

Doktor murat aydın , “Ağız içi kaynaklı kokunun sebepleri hakkında bilgi verirken hastanelerimize başvuran hastalarımızın çok kısa sürede bu kötü durumdan kurtulabileceğini belirtti.

Ağız içi kaynaklı kokunun sebepleri;

Diş çürükleri,

1) Periodental ( diş eti ve çevre kemik dokusu ) hastalıklar,

2) Yetersiz ağız hijyeni,

3) Sürekli ağız kuruluğu,

4) Kokulu yiyecekler,

5) Sigara kullanımı.

Ağız kokusu Tedavisi için;

1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun

Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun en önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Diş ve diş eti hastalıkları önemli ölçüde kötü koku yapar. Bu sebeple diş hekiminizin önerilerini dinleyip mutlaka diş sağlığı ve bakımına önem vermelisiniz.

2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin

Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara sebep olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız. Ağız kokusu ile mücadelede dişler ve diş sağlığı ilk aşamadır

3- Diş ipi kullanın

Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

4-Tarçın kullanın

İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.

5-Daha fazla su için

Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.

6-Asla burnunuz tıkalı uyumayın

Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

7-Basit şeker tüketiminizi azaltın

Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

8-Lokmaları iyi çiğneyin

Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.

9- Sakız çiğneyin

Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

10-Sigara içmeyin

Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Ağız Kokusu, Ağız Kokusu Hakkında, Ağız Kokusu Nasıl Önleri, Ağız Kokusunun Nedenleri, Ağız Kokusunun Sebepleri, Güncel Sağlık Haberleri, Sağlık Ağız Kokusu. Bu yazı Pazartesi, 14 Mart 2011, 07:14 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Diş Eti Hastalıklarında Erken Tedavi Şart!

En yaygın hastalıklardan biri olmasına rağmen, ülkemizde ve dünyada yeterince tanınmayan dişeti hastalıkları son derece kolay tedavi edilebiliyor.
Ancak dişlerimize yeterince özen göstermediğimiz için bu sorunlar hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor.

Genetik olarak da aileden geçiş gösterebilen dişeti hastalıkları, erken yaşta diş kaybına neden olabiliyor. Bu yüzden dişeti hastalığı olan kişilerin mutlaka düzenli olarak diş hekimi kontrolü altında olmaları gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Alper Çıldır, diş ve dişeti hastalıkları ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Ülkemizde ve dünyada yeterince önemsenmeyen dişeti hastalıkları, ilerlediği takdirde hayatımızı ve sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Dişleri destekleyen dokuları etkileyen dişeti hastalığı, iltihabi bir hastalıktır. Başlangıç dönemindeyken tedavi edilmeyen dişeti hastalıkları, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusunun kaybedilmesine neden oluyor. Belli bir miktardan fazla kemik kaybı olduğunda, dişler bulundukları konumdan hareket ederek yer değiştirmeye ve sallanmaya başlıyor. Bunun sonucunda da dişlerin kaybı kaçınılmaz oluyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Alper Çıldır, dişeti hastalıklarının Gingivitis (basit dişeti hastalığı) ve Periodontitis (ilerlemiş dişeti hastalığı) olarak ayrıldığını belirterek ‘‘Basit dişeti hastalığı olarak tanımlanan Gingivitis, ağız hijyeninin yeterli olarak sağlanamadığı durumlarda oluşan dişeti hastalıkları grubunu temsil ediyor. Dişeti hastalığının en önemli nedeni, düzenli ve doğru bir şekilde diş fırçalamamaya bağlı olarak gelişen “bakteriyel diş plağının dişler üzerinde birikmesi. Ancak Gingivitis’in oluşumu üzerinde sadece bakteri plağının öncelikli olarak etkisinin olmadığı; bazı ilaçların kullanımı, hamilelik veya menopoz dönemleri gibi hormonal dengesizliklerin olduğu dönemlerin de etkisi olduğu biliniyor. Bakteri plağına bağlı olarak gelişen Gingivitis’in, hekimin uyguladığı diş yüzeyi temizliği ve 6 ayda bir yapılacak olan sürekli kontrollerle iyileşmesi mümkün. Ancak tabii ki iyileşme üzerinde etkili olan en önemli faktör, hastanın doğru ve düzenli bir şekilde uyguladığı kişisel ağız bakımıdır. Tüm bu faktörler yerine getirildiğinde Gingivitis, bir daha oluşmamak üzere iyileşecektir.’’dedi.

Dr. Alper Çıldır; ilerlemiş dişeti hastalığı olarak adlandırılan Periodontitis’in, basit dişeti hastalığından farklı olarak, dişin kök yüzeyini, diş kökünü saran kemiği ve bu iki doku arasındaki bağ dokusunu yok eden iltihabi bir hastalık olduğunun altını çizdi. ‘‘Periodontitis, tedavi edilmemiş olan Gingivitis’in ilerlemiş haline benzetilebilir. Genellikle hastayı rahatsız edecek boyutlara ulaştığında, ne yazık ki ileri düzeyde harabiyetlere neden olmuştur. Eğer hastalık ilerlemiş düzeydeyse dişetinde abse oluşumu görülebilir. Hastalar genellikle bu durumu, dişten kaynaklanan iltihabi bir durum sanarak, ağrı ile diş hekimine başvuruyor. İleri dişeti hastalığının kronik ve agresif Periodontitis olarak iki alt gruba ayrıldığını söyleyebiliriz’’ dedi.

Kronik Peridontitis toplumun %85’inde görülürken, Agresif Periodontitis erken yaşta diş kayıplarına neden oluyor

Toplumun %85’inde genelde 35 yaş üzerinde görülen Kronik Peridontitis, basit dişeti hastalığının tedavi edilmemesi sonucunda gelişiyor. Dr. Alper Çıldır, Kronik Peridontitis’te dişetlerinin olması gereken pembemsi rengini kaybederek, daha koyu kırmızı renkte, şiş ve kolaylıkla kanayabilen bir durumda olduğu belirtiyor.

Agresif Periodontitis’in ise bakteri plağının bölgesel etkisinden bağımsız ve daha hızlı ilerleyerek, hastayı ergenlik, genç erişkin ve hatta ergenlik öncesi dönemde etkilediğini belirten Çıldır; ‘‘En önemlisi çok erken yaşlarda diş kayıplarına neden olacak derecede ilerleyebilir olması. Yapılan çalışmalar, hastalığın genetik olarak geçiş gösterebildiğini, bu nedenle ailesinde erken yaşta dişeti hastalığı nedeniyle diş kaybı olan bireylerin mutlaka düzenli olarak diş hekimi kontrolü altında olmaları gerektiğini gösteriyor’’dedi.

Erken tanı diş kayıplarını önlenmesinde önemli rol oynuyor
Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Dr. Alper Çıldır tedavi yöntemleriyle ilgili şunları söyledi; ‘‘Agresif Periodontitis’in tedavisinde eskiden diş çekimi ya da dişlerin köklerinden birinin çekimi yapılırken; günümüzde antibiyotik kullanımı ile birlikte diş kök yüzeylerinin temizlenme işlemi yapılabiliyor ve bu sayede dişler eski sağlıklı görünümlerine kavuşabiliyor. Eğer dişeti hastalığı başlangıç dönemindeyken tedavi edilmezse, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusu kaybedilmeye başlıyor. Kemiğin yitirildiği bölgeye, hastanın sağlıklı ağız içi bölgesinden alınan kendi kemiği, kemik bankalarından elde edilen steril insan kemikleri veya sentetik kemik minerallerini taklit eden malzemeler uygulanarak kayıp kemik miktarı kazanılmaya çalışılıyor.’’

Dişeti hastalığı nasıl önlenir?

Tüm bireyler için bebeklik döneminde başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrollerini yaptırmak ve buna yılda en az iki kez devam etmek büyük önem taşıyor. Ancak bu sayede agresif Periodontitis gibi ciddi diş ve dişeti hastalıkları, erken dönemde teşhis edilebiliyor ve neden olduğu olumsuz durumların önüne geçilip kolaylıkla tedavisi gerçekleştiriliyor. Ancak tüm bu kontrollerin yanı sıra bireyin yaşamı boyunca sağlıklı bir ağız – diş sağlığına sahip olabilmesi için, hekimi ile birlikte iş birliği yaparak ağız – diş bakımına özen göstermesi, ağız bakımını öğretildiği şekilde doğru ve sürekli olarak uygulaması büyük önem taşıyor.

Diş Eti Hastalıklarında Erken Tedavi Şart!

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Diş, Diş Eti, Diş Eti Hastalıkları, Diş Eti Hastalıkları Hangileridir, Diş Eti Hastalıkları Tedavisi, Diş Minesi. Bu yazı Çarşamba, 02 Mart 2011, 17:04 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

El terlemesine Çözüm

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Timuçin Alar, kısa bir cerrahi operasyonla el terlemesi sorununa kesin çözüm getirdiklerini söyledi. Yrd.Doç.Dr. Timuçin Alar, terlemenin insan vücudunun normal bir fonksiyonu olduğunu, fakat bazı insanlarda aşırı görüldüğünü ifade ederek, özelikle baş, boyun bölgesi, yüz, el, bel, kasık ve ayak bölgelerinde termelerin yoğunluk kazandığına dikkat çekti. Özelikle el terlemelerinin önemli bir zorluk yarattığını ve sosyal hayatı ciddi bir biçimde etkilediğini kaydeden Yrd.Doç.Dr. Alar, bu rahatsızlığın tıpta palmar hipenhidrozis adıyla anıldığını bildirdi. Yrd.Doç.Dr. Alar, rahatsızlığın ailesel olma oranının yüzde 57- 60 oranında olduğunu, kadınlarda daha sıklıkla görüldüğünü, aşırı terlemenin her 100 kişiden birinde görülebilen bir durum olduğunu vurguladı. Yrd.Doç.Dr. Timuçin Alar, bu rahatsızlığın çözümü ile ilgili olarak, “Göğüs cerrahisi olarak bizim ilgilendiğimiz konu el, yüz ve koltuk altındaki terlemelerdir. Bazı ilaçlar tedavide kullanılmaktadır. Botoks gibi, ilaç gibi çözümler geçici çözümlerdir” dedi. Yrd.Doç.Dr. Alar, kesin çözümü ameliyatla yakalayabildiklerini belirtti. Yrd.Doç.Dr. Alar, “Eskiden göğüs kafeslerini, akciğeri açardık. Günümüzde artık video yardımıyla, estetiği bozmayacak bir biçimde, 1.5 santimlik küçük bir kesikle aletimizi göğüs kafesine yerleştiriyoruz. Kamera sistemiyle görüntüyü görüp siniri kesip etrafındaki dokuları kesiyoruz” diye konuştu. Yrd.Doç.Dr. Alar, cerrahi operasyonla birlikte terlemelerinde bittiğini ancak her ameliyatta olduğu gibi yan etkilerin görülebileceğini de vurguladı.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”El terlemesi, El terlemesi Nedenleri, El terlemesi Sebepleri, El terlemesi Tedavisi. Bu yazı Pazar, 06 Mart 2011, 19:06 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Makula dejenerasyonu ve beslenme!

Makula dejenerasyonu, yaşa bağlı görme kaybı veya sarı nokta hastalığı olarak da bilinen gözün retina bölümünü etkileyip görme kaybına da neden olan bir hastalıktır.

Makula dejenerasyonuna neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemekte ama 50 yaş üzeri olmak, sigara tüketimi, genetik yapı, yüksek kilo ve şeker düzensizliği maalesef tetiklemekte. Genetik etkinin yüksek olmasının yanı sıra beslenme alışkanlıklarının değişmesi riski azaltabilmektedir.

İhtiyacımız ölçüsünde bütün besin gruplarından yeterli düzeyde beslenmek, sebze ağırlıklı, uygun miktarda fındık, badem, ceviz tüketmek ve et olarak da ağırlıklı olarak balık tercih etmek, şekerli ve hamurlu yiyecek tüketimini azaltmak makula dejenerasyonu riskini azaltabilmektedir.

Amerika’da 4000 kişi üzerinde yapılan bir çalışma sonucuna göre;

C vitamini, E vitamini, Çinko, Lutein, Zeaxantin ve Omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme biçimi gözün makula bölümünü güçlendirerek dejenerasyonu azaltmaktadır. Fakat göz sağlığı için büyük önem taşıyan ve havuçta da bulunan beta-karotenin ise makula dejenerasyonu riskini azaltmadığı belirtilmektedir.

Bunların yanı sıra deneklerin düşük glisemik indeksli yani kan şekerini hızlı yükseltmeyen yiyecekler tükettiği, bu nedenle kan şekerlerinin de regüle olduğu bildirilmektedir. Kan şekeri düzensizliği göz sağlığını da negatif etkilemektedir.

Göz sağlığını koruyan besin öğeleri birçok yiyecekte bulunmaktadır;

C vitamini; turunçgillerde bol miktarda, ayrıca taze sebzelerde, maydanoz, sivri biber, kuşburnu, soğanda ve domateste

E vitamini; tahıl ve kurubaklagiller, kuruyemişler, ıspanak, kabak, lahana, marul gibi yeşil sebzelerde

Lutein ve Zeaxantin; yumurta, ıspanak, brokoli, bruksel lahanası, sarı renkli meyvelerde

Çinko; deniz ürünleri, et, karaciğer, fındık, ay çekirdeği, süt ve yumurtada

Omega-3; yağlı balıklarda, ceviz, badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunmaktadır.

Makula dejenerasyonu gözde görme kaybına neden olabilmektedir. Sağlıksız beslenme şekli, karbonhidrat ağırlıklı beslenme riski artırmaktadır.X BeslenmeX Beslenme KurallarıX Makula dejenerasyonuX Makula dejenerasyonu HakkındaX Makula dejenerasyonu nasıl OluşurX Makula dejenerasy

Dyt. Özlem Sert Aydın

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Beslenme, Beslenme Kuralları, Makula dejenerasyonu, Makula dejenerasyonu Hakkında, Makula dejenerasyonu nasıl Oluşur, Makula dejenerasyonu Nedir. Bu yazı Cumartesi, 12 Mart 2011, 21:52 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Kontakt Lensler

Gözün doğal işleyişi, biyolojik yapısı formülü ile Biotrue yaratıldı!
Gözün biyolojik yapısından, doğal işleyişinden esinlenerek geliştirilen çok amaçlı kontakt lens solüsyonu Biotrue, lens kullanıcılarına bir solüsyondan çok daha fazlasını sunuyor.

Bausch + Lomb tarafından sunulan Biotrue, eşsiz bir dezenfeksiyon sağlarken, gözün gün boyu temiz ve nemli kalmasına da yardımcı oluyor.

Gözün doğal yollarla kendini nasıl temizlediği, nemlendirdiği ve sağlığını nasıl koruduğu konusundaki incelemelerle, bio-esinlenme prensipleri ile yaratılan Biotrue, “Yeni Jenerasyon” lens solüsyonu özellikleri taşıyor.

Büyük fırsat!

www.biotrue.com.tr adresine tıklayıp sitede yer alan “Gözler ne söyler” testini çözenler, ücretsiz Biotrue deneme boyu kuponu kazanıyor.

Biotrue’yu denedikten sonra www.biotrue.com.tr/kazan adresini ziyaret edip ürünle ilgili fikirlerini belirtenler ise yapılacak çekilişle iPad, iPod shuffle ve kontakt lens kazanma şansını yakalıyor.

Sağlıklı gözyaşı ile aynı PH’ı taşıyan, gözyaşı proteinlerini gözdeki doğal halleri ile aktif tutan Biotrue, hem kontakt lensin göze daha kolay takılmasına imkan veriyor, hem de mikrop ve bakterilerle savaşarak göz sağlığını koruyor.

Gözde doğal olarak bulunan bir nemlendirici olan hiyalüronan da içeren Biotrue‘daki hiyalüronan’ın lens üzerindeki etkisi 20 saate kadar sürüyor. Böylece nemini hep koruyan lensler göze gün boyu hiçbir rahatsızlık vermiyor; temizlik ve konfor yaşatıyor.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Kontakt Lensler, Kontakt Lensler Nasıl Temin Edilir, Lens, Lens Bilgileri, Lens Çeşitleri, Lens Özellikleri. Bu yazı Pazar, 03 Nisan 2011, 10:50 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Uyku Apnesini Küçümsemeyin!


Sabahları yataktan zor kalkıyor, gündüz uykusuzluk çekiyorsanız, geceleri horluyor, terliyor ve tuvalete sık kalkıyorsanız sizde uyku apnesi olabilir.
Uyku apne sendromunun (uykuda solunumun durması) önemi giderek artıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Uyku Laboratuvarı Sorumlusu nörolog Dr. Ferda Korkmaz Özkanoğlu, konu hakkında sorularımızı yanıtladı.

Uyku apnesinin önemi nedir?

Toplumda görülme sıklığı yüzde 2-4 oranında değişiyor. Sağlık sorunlarının yanı sıra özellikle gündüz yarattığı aşırı uykulu hali yüzünden direksiyon başında uyuklamalara yol açıp, trafik kazalarının sorumlusu olarak ortaya çıkıyor. Bu oran alkollü araç kullanımına bağlı kazalardan daha fazla.

Uyku apne sendromu nasıl bir sorun?

Normal şartlarda kişiler uyanıkken solunumunu istediği gibi düzenleyebiliyor. Ancak uykuda bu kontrol otomatik olarak gerçekleşiyor. Gırtlağımızdan gelen hava akciğerlere doluyor, körük gibi çalışan göğüs kafesi havayı emiyor ve dışarı veriyor. Tıkayıcı tipte uyku apne sendromundaysa gırtlak tıkanmaya başladığı için hasta horluyor. Öyle bir noktaya geliyor ki, gırtlak tamamen tıkanıyor ve göğüs kafesi daha çok açılarak havayı emmeye çalışıyor. Bunu başarırsa gırtlak açılıyor. Ancak kişi 10 saniyeden daha uzun süre nefes alamıyorsa, apne olarak tanımlanıyor. Uyku apne sendromunda bu durum gece boyu defalarca tekrarlıyor.

Hangi belirtilerle kendini gösteriyor?

Uyku apnesi olan kişiler genellikle, sabah yataktan çok zor kalkmaktan, gün içi uykululuk halinden, gece baş, boyun ve göğüs bölgesinin terlemesinden, gece tuvalete kalkmaktan yakınıyorlar. Bu kişilerin uykusunu gözleyenler, hastanın horladığından ve zaman zaman da nefesinin durduğundan söz ediyorlar. Hastaların sıklıkla reflüsü oluyor; ayrıca şişmanlık, insülin direnci ya da diyabet, hipertansiyon, iskemik kalp hastalıkları, ritim bozukluklarından bir ya da birkaçı da bu hastalarda bulunabiliyor.

Tanısı nasıl konuyor? Tedavi yöntemleri nelerdir?

Tanı için, kişiler uyku laboratuvarında polisomnografi testine tabi tutuluyor. Bu testle beyin dalgaları, göz hareketleri, horlama, nefes alma çabası, oksijen miktarı, kalp atışları (EKG), bacak hareketleri, yatış pozisyonu video monitorizasyonu teknisyen eşliğinde bilgisayara kaydediliyor. Kayıtlar uluslararası kriterlere göre skorlanıyor. Uyku apne sendromunun temel tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) denilen ve devamlı hava üfleyen cihazlarla oluyor. Cihaz, odadan havayı alarak hortum ve maske yardımıyla kişiye veriyor. Bu cihazlar, kişiye göre belirlenen bir basınçta hava üfleyerek gırtlağın açık kalmasını sağlıyor.

Uyku apne sendromunun neden olabileceği sonuçlar nelerdir?

Uyku apne sendromu olan kişilerde hipertansiyon fazla görülüyor. Ayrıca koroner arter hastalığında, uyku apne sendromunun hipertansiyon ve obeziteden daha etkili bir risk faktörü olduğunu ortaya koyan çalışmalar var. Apnelerle birlikte ortaya çıkan kalp hızı değişiklikleri ve aritmiler de polisomnografi incelemesi sırasında kaydediliyor. Uyku sırasında apneler nedeniyle oluşan kan oksijen seviyesindeki dalgalanmalar, bazı stres hormonlarının ve kimyasallarının salgılanmasına neden oluyor. Bu durum insülin direnci, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği ve cinsel işlev bozukluklarını da ortaya çıkarıyor. Gerek kalp damar sistemi üzerine etkisi gerekse metabolizmada yarattığı bozuklar, bu kişilerde inme riskini artırıyor.

Hangi hastalıklara neden oluyor?

Kalp damar hastalıkları: Hipertansiyon, aritmi, kalp krizi, kalp yetmezliği, ateroskleroz, pulmoner hipertansiyon.
Akciğer hastalıkları: Bronş hiperaktivitesi.
Nörolojik hastalıklar: İnme, baş ağrısı, sadece uykuda olan sara nöbetleri.
Psikiyatrik bozukluklar: Sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü, depresyon.
Hormonal bozukluklar: İnsülin direnci, diyabet, obezite, libido kaybı.
Böbrek bozuklukları: Gece sık tuvalete çıkma.
Mide-bağırsak bozuklukları: Reflü.
Hematolojik bozukluklar: Polistemi (kırmızı kan hücrelerinin normal sınırların üzerinde olması).
Sosyoekonomik sonuçlar: Trafik kazaları, iş kazaları; evlilik sorunları; okulda/işte başarısızlık.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Anadolu Sağlık Merkezi, Sağlık Haberleri, Uyku Apnesi, Uyku Apnesi Hastalığı, Uyku Apnesi Nedir, Uyku Sorunları Ve Çözümleri. Bu yazı Cuma, 25 Mart 2011, 06:57 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Fanatizm bir sağlık sorunu mu

Fanatizm bir sağlık sorunu mu? Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, fanatizmin bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, “Fanatizm insanlar arası ilişkileri bozmakta, şiddet, kavga, dargınlık, hatta yaralama, öldürme gibi kötü sonuçları ile toplumsal barışı tehdit etmektedir” dedi. Yorulmaz, yaptığı açıklamada, fanatizm de şeklin özden daha önemli ve ön planda olduğunu söyledi. Fanatiklerin inandıkları düşüncenin özünü bilmediklerinden ve sadece şekil tarafı ile yetindiklerinden inandıkları fikre zarar da verdiğini anlatan Yorulmaz, “Fanatik, tuttuğu takım ile kendi onurunu, kendi benliğini özdeşleştirir ve takımı yenildiğinde kendi benliği, onuru zarar görmüş gibi tepkiler gösterir. Bu nedenle de onurunu kurtarmak için taşkınlıklar yapabilir, karşı takımın oyuncularına, taraftarlarına saldırabilir, stadyum koltuklarını kırabilir” diye konuştu. -FANATİZM VE ŞİDDET- Fanatiğin, inandığı bağlandığı fikrin özünü bilmediği için fikirleri ile karşı görüşteki insanları ikna edemeyeceğini bildiğinden tartışmaya girmek yerine fikrini şiddete başvurarak savunmaya çalıştığını anlatan Yorulmaz, şunları kaydetti: “Ne yazık ki, fanatik düşünceli insanlar bazen maçlardan sonra eşyalara, araçlara, diğer takım taraftarlarına bazen konu ile ilgisi olmayan insanlara zarar verebilmekte bunun sonucunda kendisi de bir takım cezalarla karşı karşıya kalabilmekte. Dolayısıyla fanatik hem kendisine hem de başkalarına zarar vermektedir. Fanatizm sanıldığı gibi sadece spor taraftarlığında değil, hayatın her alanında rastlanan bir düşünce ve davranış sorunudur. Fanatik için dünya ya siyah ya da beyazdır, gri yoktur. Fanatiğin benimsediği görüş o düşüncenin aslından farklı da olsa, onun için kendi benimsediği şekliyle doğrudur. Onlar için karşı görüşün hiç haklı olduğu bir nokta yoktur.” Fanatik görüşlerinden şüpheye düşmemek için sadece kendi görüşüne uygun görüşleri dinlediği, o görüşleri savunan kitapları, gazete ve dergileri okuduğu vurgulayan Yorulmaz, şöyle devam etti: “Fanatikler ya aktif yani görüşünü fiziksel şiddet kullanarak kabul ettirmek ya da karşı çıkanları fiziksel şiddet kullanarak sindirme yolunu seçenler ile pasif fiziksel şiddet dışında tavırları, sözleri, seçtiği kelimeler, jest ve mimikleri, davranışları ile karşı görüşte olanları sindirmeye çalışmak ya da kendi görüşünü kabul ettirmek isteyenler olmak üzere iki tipte olabilmektedir. Fanatik otoriterdir, gücü elinde bulundurduğunda kendi doğrularını emri altındakilere her türlü baskıya şiddete başvurmayı göze alarak, zorla benimsetmeye çalışır, bu konuda acımasızdır. Fanatik insanlar, çevrelerindeki diğer insanlar için de çekilmez insanlardır.” Fanatizmin artık bir sağlık sorunu olarak değerlendirildiğini anlatan Yorulmaz, “Fanatizm insanlar arası ilişkileri bozmakta, şiddet, kavga, dargınlık, hatta yaralama, öldürme gibi kötü sonuçları ile toplumsal barışı tehdit etmektedir” dedi. -FANATİZMDEN KURTULMANIN YOLU Fanatik olanların diğer fanatik insanların bu tutumundan şikayet ettiğini, ancak kendi fanatik tutum ve davranışlarını da haklı gördüğünü anlatan Yorulmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çelişki nedeniyle fanatik iç dünyasında aslında huzursuzdur, rahatsızdır. Fanatizmden kurtulmanın yolu, kendimize yakın bulduğumuz, benimsediğimiz düşüncelerin, fikirlerin özünü kavramaya çalışmaktır. İnandığımız düşüncelerin olumlu olumsuz yanları konusunda, doğru ve geniş bir fikir sahibi olmak amacıyla taraftar ya da karşı görüşleri sakin biçimde, ön yargılar ile peşinen reddetmeden dinlemek, okumak, öğrenmek ve bizim düşüncemizi paylaşmayan, farklı düşünceleri olan kişilerin de olabileceğini görmektir. Doğruların herkes için aynı olmayabileceğini, insanların kendilerine özgü düşüncelerinin olabileceğini kabul etmek ve bu konuda insanlara anlayış göstermek, bizim hiç kimseden daha akıllı olmadığımızı ya da herkesin en az bizim kadar akıllı olabileceğini kabul etmek, doğruların zaman içinde değişebileceğini akıldan çıkarmamak, kendimizi karşımızdakilerin yerine koyarak düşüncelerini anlayışla karşılamak ve sevgidir. Özetle fanatizmin ilacı saygı ve anlayış göstererek tüm düşünceleri dinlemek, ancak karar verirken başkalarının beyniyle değil kendi beynini kullanarak karar vermektir.”

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”fanatizm sağlığa zararlımı, Fanatizmden kurtulma yolları, Fanatizmin Nedenleri. Bu yazı Pazar, 06 Mart 2011, 19:07 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Dans Et, Sağlıklı Yaşlan!

“Dans terapisi” yaşlıların depresyona girmelerini önlüyor ve yalnızlık hissini atmalarını sağlıyor.Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Uğur Cavlak, “dans terapisinin” yaşlıların depresyona girmelerini ve yalnızlık hissini engellendiğini söyledi.

Prof. Dr. Cavlak, yaptığı açıklamada, dans terapisinin, insanların ileri yaşlarda daha sağlıklı olmaları için özellikle son zamanlarda çok popüler bir yaklaşım olarak kullanılan bilimsel bir yöntem olduğunu savundu.

Sağlıklı yaşlanmada egzersizin önemine değinen Cavlak, dans terapisinin Avrupa’da çok popüler olduğunu, Türkiye’de yaygınlaşmaya başladığını dile getirdi. Cavlak, dans terapisinin kişinin psikolojik, sosyal ve fiziksel sağlığı açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Özellikle yaşlıların dansla birlikte egzersiz yapmalarının, kişiye pozitif katkıları vardır. Dans terapisi, yaşlıların depresyona girmeleri
engelleniyor, kendilerini daha iyi hissediyorlar. Daha güçlü ve kuvvetli bir kas sistemine sahip oluyorlar, daha az düşme riskleri oluyor ve dengeleri artıyor. Böylece hem onların fiziksel yapıları güçlenmiş, hem de psikososyal açıdan desteklenmiş oluyorlar. Bu amaçla düşündüğümüzde dans terapisi bir taşla birçok kuşu vurmuş ve yaşlıların daha sağlıklı, eğlenceli ve daha katılımcı olmasını sağlıyor. En önemlisi de yalnızlık hissini engelliyor. Yaşama daha olumlu ve daha katılımcı olmalarını sağlıyor.”

Dans terapisinin Avrupa ülkelerinde geliştiğini ve kurumsallaştığını dile getiren Prof. Dr. Uğur Cavlak, Avrupa’da dans kulüplerinin çok yaygın olduğunu, bu konuda çalışan yaşlılık uzmanları, fizyoterapistlerin, sağlıklı yaşlanma ve koruyucu rehabilitasyon kapsamında, yaşlıları bu tür dans kulüplerine yönlendirdiğini ifade etti. Dansta kullanılan figürlerin fizik tedavi ve rehabilitasyonda tedavi amaçlı kullanılan figürlere ve hareketlere benzer olduğunu kaydeden Cavlak, “O yüzden yaşlılar eğlenirken aynı zamanda fiziksel, ruhsal, bedensel ve sosyal katılım açısından sağlıklarına daha kolay kavuşabilmektedir. Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinde daha eski yıllarda çok iyi organizasyonlarla, parklarda, kulüplerde hep beraber müzik eşliğinde dans yapmanın sağlıklı yaşlanmaya olan etkisi uzun yıllar önce kanıtlanmıştır” diye konuştu.

Yaşlıların sağlıklı yaşlanması için Denizli Huzurevi’nde bu projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Cavlak, dans terapisini huzurevindeki kadın ve erkeklere uyguladıklarını ve büyük ilgi gördüklerini bildirdi.

“YAŞLILAR UYGULAMADAN MEMNUN”

Denizli Huzurevi sakinlerinden Muhsin Kasar, oyun oynamanın, dans etmenin, türkü söylemenin kendisine iyi geldiğini, ruhsal açıdan çok rahatlattığı belirterek, “Egzersiz hareketlerinin, belimizde ve sırtımızda var olan kireçlemelerin çözülmesinde faydaları oluyor. Ben ruhsal ve bedensel olarak rahatlıyorum” dedi.

Mehmet Tekin ise, oynanan oyunların ve hareketlerin özellikle ayaklarına çok faydasının olduğunu kaydederek, “Sıkıntılardan kurtuldum, kafam rahatladı. Düşünce ve merak diye hiçbir şey kalmadı. Çok memnun olduk” diye konuştu.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Dans eTMEK, Genç Kalmak, Nasıl Sağlıklı Kalırım, Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Yaşam Sırları. Bu yazı Pazar, 03 Nisan 2011, 10:58 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Dövme sanatı ve cilt sağlığı!

Dövmenin artık toplumda yaygınlık kazan-dığına kuşku yok ama bu kişisel ifade tarzı, cilt altına zerk edilen tehlikeli kimyasallar dikkate alındığında kafalarda soru işaretleri oluşturuyor…Dr. Hasan İnsel

Dövmeler, kabile toplumlarında ve alt kültürlerde yüzyıllardır dinsel ritüellerin bir parçası oldu, yaşamın doğal bir parçası sayıldı. Batı dünyasındaysa dövme önceleri yasaklandı ve sonraları kendini ifade tarzı olarak kabul gördü. Belirli olayların kutlanması, ayrı düşülen bir sevgilinin anısı ya da bir partnere bağlılığın nişanı olarak taşındı.

Bilinçli, uygun maddelerle ve steril ortamda çalışan sanatçıların eserlerinin sağlığa olumsuz herhangi bir etkisi olmuyor. Bir de madalyonun öbür yüzü var, yani uygun olmayan şartlarda yapılanlar. Dövme konusunu, dermatoloğumuz Dr. Yıldız Dizdaroğlu Özden ile konuştum, dövme içerikleriyle ilgili ilginç bilgiler verdi. İşte Dr. Yıldız’ın ağzından dövmeyle ilgili bilmedikleriniz:

Bilinmeyen içerikler

“Kabilelerdeki dövmelerin doğal boyalarla yapılmasına karşın, günümüzdeki modern dövmelerin bazıları metal tuzlar, (oksitler, sülfitler, selenidler), uygulamanın tutması için taşıyıcı çözelti içinde çözünen organik boyalar veya plastik bileşiklerin bilinmeyen bir karışımından oluşuyor. Avrupa Birliği’nin dövmeyle ilgili sağlık riskleri raporunda Avrupa’da kalıcı dövmelerde kullanılan organik boyaların yüzde 40’ının deride kozmetik amaçla kullanım için onay almadığını ve yüzde 20’sinin ‘karsinojenik aromatik aminler’ içerdiğine dikkat çekiliyor. Güvenilmeyen kişilerin kullandığı kimyasalların bazıları, değişik amaçlar için üretilen boyalar olabiliyor.

Sağlıksız koşullarda yapılan dövmenin tetanoz, herpes simplex (uçuk) virüsü, stafilokok, HIV, Hepatit B ve C hatta frengi gibi enfeksiyonların bulaşmasına neden olduğu bilinen bir gerçek. Dövmenin diğer komplikasyonlarıysa lenf bezi iltihabı, alerjik reaksiyonlar, keloid oluşumu. Bazı dövmeler, MR tetkiki sırasında (içerdiği metaller nedeniyle) şiddetli ağrıya neden olabilir.

Öncesinde bilgilenin

Dövme yaptırmadan, ustalığına ve bilgisine güvendiğiniz bir sanatçıya danışın. Dövmenizi bu konunun gereklerini bilinçli şekilde yerine getirdiğine emin olduğunuz uzman bir sanatçıya yaptırın. Birçok dövme içeriği ciltten geçmiyor. Sürüldüğünde emilmeyen bu maddeler, cilde zerk edildiğinde reaksiyona neden olabilir. Daha önceden, dövme yaptırırken alerjik reaksiyon gösteren kişilerin, doktorlarının önerdiği koruyucu tedavi sonrası, alerji ihtimalini göz önünde bulundurarak dövme yaptırmaları önerilir.

Dövmenin sildirilmesi de yapılması kadar riskli olabiliyor. Bazı boyalar, (özellikle Yellow #7) toksik kimyasallarla parçalanabiliyor. Lazerle dövme silme işlemindeyse, boya partikülleri parçalanıp hücre dışına çıktığı için, bağışıklık sistemi tarafından alerjik reaksiyon olarak görülebiliyor.”

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Dövme Hakkında, Dövme sanatı, Dövme Ve Sağlık, Dövme Yaptırmak Zararlımı. Bu yazı Cumartesi, 12 Mart 2011, 21:56 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Sünnet Birçok Hastalığı Kovuyor!

Erkek cinsel organına yapılan bir müdahale ile gerçekleştirilen “sünnet” ile birçok hastalıktan korunmak ya da yakalanma riskini azaltmak mümkün olabiliyor.
Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedreddin Seçkin, yaptığı açıklamada, erkek cinsel organı penisin baş kısmını kapatan ve prepisyum olarak bilinen derinin cerrahi yöntemlerle kesilerek çıkarılması işleminin “sünnet” olarak tanımlandığını söyledi.

Bunun ABD’de en sık uygulanan pediatrik cerrahi işlemi olduğunu belirten Seçkin, dünyada bulunan erkek nüfusunun yaklaşık altıda birin sünnetli olduğunu ifade etti. Sünnet yaptırmadan önce, bir ürolog tarafından muayenenin yapılması gerektiğini anlatan Seçkin, çocuğun muayene sırasında ürologla kuracağı diyaloğun çok önemli olduğunu vurguladı. Seçkin, sevgi ve hoşgörü ile çocuğun bir yandan bilgilendirilirken, bir yandan da muayene edilebileceğini dile getirerek, ürolojik muayene ile çocuğun o ana kadar fark edilmemiş sorunlarının da belirlenebileceğini söyledi.

Sünnet öncesinde, ailenin çocuğu bu sürece hazırlamasının da önemine değinen Seçkin, ailenin bu hazırlığı tamamlayarak hekime başvurduğunda ürolog ile çocuk arasındaki diyalog ve sonrasında uygulanacak sünnet işleminin çok daha kolay olduğunu ifade etti.

Seçkin, sünnetin hangi yaşta uygun olduğuna ilişkin çeşitli rakamların söz konusu olduğunu anlatarak, son yıllarda yeni doğan döneminde yapılması gerektiğini görüşünün daha yaygın olduğunu belirtti. Bununla birlikte genel kabul ya da görüşün, çocuğun 2 yaş altında veya 6 yaş üzerindeyken yapılması gerektiği yönünde olduğunu dile getiren Seçkin, “İki yaş altı çocukların gerek ağrı kontrolü ve gerekse sünnet sonrası bakımı nispeten daha kolay olmaktadır. 3-6 yaş arası çocuklarda özellikle psikolojik travma oluşturacağı endişesi ile sünnet önerilmemektedir” diye konuştu.

Seçkin, tıbbi zorunluluk olması halinde her yaş grubunda gecikmeksizin sünnet uygulamasının yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Altı yaş sonrası çocukla iyi diyalog kurulabileceğinden ve çocuk iyi ile kötüyü ayırt edebilir kabul edildiğinden yapılması daha uygun olacaktır. Çocuğun,sünnetin niçin yapıldığını algılaması; kendisi, hekim ve aile açısından sürecin daha sıkıntısız geçirilmesini sağlar” dedi.

“SÜNNET, ÜROLOG TARAFINDAN YAPILMALI”

Türkiye’de sertifika sahibi sağlık memurları da dahil olmak üzere pek çok sağlık çalışanının sünnet yapabildiğini anlatan Seçkin, sünnet öncesi ve sonrası oluşabilecek risk faktörleri göz önüne alındığında bir “ürolog” tarafından yapılmasının uygun olduğunu söyledi.

Seçkin, sünnetin sadece küçük bir cerrahi işlem olarak algılanmaması, bir “penis ameliyatı” olarak düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Penis hastalıklarının, çocuklarda ve erişkinlerde cerrahi yöntemle tedavi deneyimine en çok sahip olanların ürologlar olduğuna dikkati çeken Seçkin, “Bu nedenle, sünnet sonrası oluşan bir problem halinde, üroloğa sevk edilmesinden önce, sünneti başından itibaren bir ürolog yardımı ile gerçekleştirmek en uygun olanıdır. Çünkü, bir problem çıktığında tedaviyi yapacak kişi yine bir ürologdur” dedi.

“GENEL YA DA LOKAL ANESTEZİ İLE YAPILIYOR”

Anestezi uygulamasının ailelerde çekince yaratabildiğini aktaran Seçkin, günümüzde gelişmiş anestezi teknikleri ile yeni doğanın, hatta anne karnındaki bebeğin dahi ameliyat edilebildiğini söyledi.

Seçkin, sünnetin genel ya da lokal anestezi ile yapılabildiğini anlatarak, şöyle devam etti: “Çocuğun yaşına, mevcut başka hastalıkları olup olmadığına, ailenin tercihine ve mevcut imkanlara göre en uygun anestezi yöntemi kararı aile birlikte belirlenmektedir. Her iki anestezinin de avantaj ve riskleri aile ile birlikte tartışılmaktadır.

İnmemiş testis nedeniyle ameliyat edilecek çocuklara aynı anestezi altında sünnetin de yapılması önerildiğinde bir kısım ailelerin ’sünnet düğünü’ gibi sebeplerle karşı çıktığı gözlemlerimiz arasındadır. Çocuğun yeniden bir cerrahi işlem ve anestezi stresi yaşamaması adına bu tür uygulamaların birlikte yapılması önerilmektedir.”

“PENİS KANSERİ OLUŞMA İHTİMALİ AZALIYOR”

Sünnetin sağlık açısından faydalı olduğunu vurgulayan Seçkin’in verdiği bilgiye göre, sünnet idrar yolu iltihabı oluşumunu azaltıyor. Bu nedenle tekrarlayan idrar yolu iltihabı olan bazı çocuklarda sünnet derisinin enfeksiyona zemin hazırlayabileceği düşünülerek sünnet öneriliyor.

Doğuştan ürolojik organ anomalisi olanlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu oluşma ihtimalini düşürüyor. Sünnet derisinin penis baş kısmına yapışarak idrar akım hızını yavaşlatıyor (fimozis) ya da sünnet derisi iltihabı riski azalıyor. Bilimsel verilere göre, penis kanseri oluşma ihtimali azalıyor.Çocuğun, gelecek dönemde cinsel yönden erken boşalma riskini azalttığı düşünülüyor.

Sünnet derisinden salgılanan sıvı ortadan kalkacağından, kişide yeterli hijyen sağlanabiliyor. Sünnetli erkeklerin eşlerinde rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) daha az görülüyor.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülmesi azalıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan araştırmada, sünnetli erkeklerin AIDS’e yakalanma oranlarının yüzde 50’ye varan oranlarda az olduğu gösteriliyor. Ancak, sünnet AIDS’e karşı tam koruma sağlamıyor.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Prof. Dr. Bedreddin Seçkin, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi, Sünnet, Sünnet Haberleri, Sünnet Hakkında, Sünnet Resimleri, Sünnet Zararlımıdır, Sünnetin Faydaları. Bu yazı Perşembe, 24 Mart 2011, 23:27 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Mutlu Olmanın Yolu!

“Mutlu olmanın en önemli yollarından biri sağlıklı olmak, diğeri ise kişinin kendisiyle barışık yaşamasıdır”Kişisel gelişim uzmanı Asım Yekeler, insanların modern çağda büyük kalabalıklar içinde yalnızlık çektiğini ve daima mutsuzluk yaşadığını belirterek, “Mutlu olmanın en önemli yollarından biri sağlıklı olmak, diğeri ise kişinin kendisiyle barışık yaşamasıdır” dedi.

Iğdır’da son dönemde artan intihar vakalarının ardından Valilik tarafından oluşturulan “İntihar Eylemlerini Önleme Kurulu” kentte bir dizi
faaliyet yürütürken, gençlere ve kadınlara yönelik olarak da “Mutluluğun Yolları” semineri düzenlendi.

Kültür merkezinde düzenlenen seminere katılan Kişisel Gelişim Uzmanı Asım Yekeler, insanların günümüzde yaldızlı koltuklarda, mutsuzluk yaşadığını ifade ederek, “Şekille boğulmuş beraberlik var ama insanlar yapayalnız. İnsan, yaratılanlar içerisinde en mükemmelidir. Her insanın güzel bir tarafı mutlaka vardır. Önemli olan kötü tarafların arasında güzeli bulabilmektir. Mutluluk, cepleri para doldurarak, makamları yükseltmekle sağlanamaz” dedi.

İnsanın mutlu olabilmesini 5 ana başlıkta topladığını ifade eden Yekeler, bunlardan ilkinin sağlıklı olma, ikincisinin kişinin kendisiyle barışık ve kendisine aşık olması, 3’üncüsü kendi dışımızda eşya ve insanları sevme, 4’üncüsü her işte adil olma, 5. olarak da Allah’a iman sahibi olmanın mutluluğun temel şartlarından olduğunun altını çizdi.

Başarının sırrına da değinen Yekeler, şunları kaydetti: “Bir idareci, mahiyetindeki memurlarını mutlu edebiliyorsa başarılıdır. Bir baba evinin ziline bastığında içeriden ’yaşasın babam geldi’ sözlerini duyabiliyorsa başarılı bir babadır. Eğer içeriden gelen ses ’eyvah babam geldi’ ise o baba başarısızdır. Gerek baba gerek bir idareci güneş gibi olmalıdır. Gelmediği zaman ihtiyaç duyulmalı ve özlenmelidir, sevilmek demek özlenmek demektir.”

“Mutlu olmak için önce kendimizi sevmemiz, aşık olmamız lazım” diyen Yekeler, aksi takdirde insanın mutlu olmasının zor olduğunu anlattı. Türkiye’de insanların kitap okumadığına vurgu yapan Yekeler, ülkemizde bin 500 kütüphane varken, Fransa’da 65 bin kütüphane bulunduğunu söyledi.

İnsanların makam ve mevki kaybettiklerinde krize girdiğini, iflas ettiğinde intihara kalkıştığını belirten Yekeler, “Buna gerek yok… Mevla nasıl taktir etmişse o olacaktır. Mevlana ’Hiçbir şey benimdir deme yanımdadır de’ buyurmuştur. Hiç kimsenin yarın için garantisi yoktur. Makam, bilgi, servet, her şey misafirdir, böyle düşünmeli ve mutlu olmalıyız. Aşırı hırs öfke mutlu olmaya engeldir. Mutlu olmak için Allah’a inanmak gerek. İnanmasanız mutlu olmazsınız” ifadelerini kullandı.

Yekeler, mutlu olmak için ayrıca anne ve babanın da mutlu edilmesi, onların da gönlünün hoş tutulmasının gerekli olduğuna işaret etti. Düzenlenen seminere Iğdır Valisi Amir Çiçek, Iğdır Üniversitesi Rektörü İ. Hakkı Yılmaz ve Emniyet Müdürü Cemil Tonbul’un yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

Vali Çiçek, sunumunun ardından Asım Yekeler’e teşekkür plaketi takdim etti.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Insan Nasıl Mutlu Olur, Mutlu Nasıl Olunur, Mutlu Olmak, Mutluluk, Sağlık Haberleri, sağlık videoları. Bu yazı Pazartesi, 14 Mart 2011, 07:19 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

12 Nisan 2011 Salı

Vitamin Testi

Kişinin, bir yakını faydasını gördü diye vitamin kullanması beraberinde riskli durumları getirebilir.Dr. Hasan İnsel

Ülkemizde yeni kullanılmaya başlayan bir test, bu açıdan önemli. Zira, kullanılacak vitaminin yarar ya da zarar getireceğini ortaya koyuyor

Son zamanlarda bazı değişik testler hastaların ve hekimlerin hizmetine sunuldu. Bunların ortak yönü, kişilerin kendi yapmaları üzerine kurulmuş tıbbi testler olmaları. Nasıl dünyayı kişilerin kendi kendine yapabildiği bir besin intoleransı testi dalgası sardıysa, bu testler de aynı mantıkla, insanların kendi kendilerine istemeleri veya yapmaları üzerine kurgulandı.

Hasta-doktor işbirliği önemli

Biz doktorlar “Tıp artık çok ilerledi, insanlar bu konuda bilgilenmeli ve sağlıklarından artık doktorlar kadar sorumlu olmalı. Birçok önemli hastalığın oluşması veya ilerlemesi bu hastalıklarla ilgili risk faktörlerine bağlı” diyoruz. Her gün, her fırsatta kişilerin kendi uygulamaları gereken risk faktörlerinden korunma yöntemlerini anlatıyoruz. “Bu risk faktörlerini en iyi kişilerin kendileri kontrol edebilir” diye de ekliyoruz. “Prediyabete dikkat et, kilona dikkat et, beslenmene dikkat et, egzersiz yapmaya dikkat et, basit karbonhidratlara dikkat et, kötü yağlara dikkat et” uyarısını yapıyoruz. “Bunlara dikkat edersen diyabet olmazsın, kalp damar hastası olmazsın” diyoruz. “Düzenli egzersiz yap, yoksa kalp hastası olursun, kilo alırsın, yediğin yağlara dikkat et, beyaz ekmek yeme, tahıllı kepekli ekmek ye” vurgusunu yapıyoruz. Zeytinyağının yararlarını, hayvansal yağların zararını bilmeyen kalmadı. Böylece insanlar bilinçlendi ve kendilerini hastalıklara sebep olacak risklerden koruma konusunda doktorlarıyla el ele çalışmaya başladı.

Nereden nereye geldik?

Kişiler, sağlık hakkında bilinç-lendikçe, yararına inandıkları bazı testleri de kendi seçimleriyle yaptırma yolunu seçiyor. Bütün dünyada kolesterol ve homosistein kitleri gibi malzemeler marketlerde satılıyor artık. Ben hatırlarım, 30 sene kadar önce evde şeker ölçen aletler çıktığında, pek çoğumuz, “Bu saçmalık, yalan yanlış ölçümlerle iş mi yapılır?” dedik, hatta “Bana o sonuçları gösterme, inanmıyorum” diyenler bile vardı. Şimdi artık çoğu doktor “Sabah kahvaltıdan sonra şekerinizi ölçüp bana bildirin” diyor. İşte bu tip testlerde, önemli olan kısım, “Bana bildirin” oluyor. Ne testi olursa olsun sonuçları aldıktan sonra doktorunuzla bunları değerlendirmek ve önerilerini almak işin püf noktası.

Yarardan çok zarar verebilir

Hep sorarlar bize; “Doktor, ben ne vitamini alayım?”, “Şu takviyeden alayım mı?”, “Yeğenim kullanıyor çok faydasını görmüş” diye. Böyle bir soruya doğru cevap verebilmek zor. Öncelikle acaba bir vitamin veya besin takviyesi hakikaten gerekli mi bu kişiye? Eğer gerekliyse, ne kadar? İnsanlar vitaminleri ve besin takviyelerini, “Bitkisel, nasıl olsa zarar vermez” diye, gerekli gereksiz kullanıyor. Tabii gerçek hiç de öyle değil. Bunların özellikle bazı başka takviyeler veya ilaçlarla kullanıldıklarında, tam tersine zarar da verebileceklerini kabullenemiyor kişiler. Çok basit bir kaide vardır: Bir şey fayda veriyorsa, zarar da verebilir. Yeni çıkan ve ülkemizde de uygulanmaya başlayan, kişilerin kendi yaptırabileceği vitamin testi işte bu ikileme cevap veriyor. Vücudun çeşitli vitamin ve takviyelere ihtiyacını tespit ediyor, ayrıca yıpranmaya karşı o kişinin hangi anti-oksidanlara, ne kadar ihtiyacı olduğunu belirliyor. Bu tip testler ilk çıktığında kendilerine nasıl yer bulacaklarını kestirmek zordur, bazısı hakikaten yıllarca kullanım bulur, bazısı da kısa sürede yerlerini daha değişik metotlara bırakır. Bu vitamin testinin hangi gruptan olduğunu zaman gösterecek.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Son Dakika Sağlık Haberleri, Vitamin Testi, Vitamin Testi Hakkında, Vitamin Testi Nedir, Vitaminler. Bu yazı Pazar, 03 Nisan 2011, 10:53 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Önce Diğerleri Sonra Ben!

Kendinizden önce başkalarını mı düşünüyorsunuz?
Hep siz mi, her konuda fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsunuz? Tıbbi adıyla altruizm olarak bilinen bu durumun insanın psikolojisi üzerinde oynadığı rol, çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Bazen özellikle de kendimi yorgun hissettiğim zamanlarda şöyle geriye gidip hayatımın muhakemesini yapıyorum. Davranışlarımı, bu davranışlarımın sonucunda üzüldüğüm ve mutlu olduğum anları yakalamaya ve kavramaya çalışıyorum. İşte tam da bu noktada kendimi eleştirdiğim noktalar oluyor. Örneğin, arkadaşım kırılmasın diye hiç sevmediğim bir insanla konuşmak zorunda kalmışım. Annem üzülmesin diye onun söylediklerine boyun eğmişim. Erkek arkadaşım için kendi kişiliğimden ödün vermişim. Hayatımın öncelik sıralamasında benden başka herkes var. Sanırım 80’lerin o dört bir koldan benimsetilmeye çalışılan bireyselcilik akımından kendimi uzak tutmuşum. Ama bu kez de başkalarını mutlu edeyim derken, kendimi büyük bir mutsuzluğun içerisinde bulmuşum. İşte bu duruma altruizm deniliyor. Yani ben de kendisinden önce başkasını düşünenler grubuna giriyorum.

Altruizm, içerisinde empatiyi barındırıyor

Baktığınız zaman altruizm, kişiye hem maddi hem de manevi anlamda büyük yük getirse de altruistler bundan geyet memnun. Altruizm içerisinde empatiyi de barındırdığından karşılarındaki insanları anlamaya, kendilerini onların yerine koymaya çalışıyorlar. Çünkü insan ancak kendisini diğer kişinin yerine koyarak onun duygularını anlamaya çalışır ve bu doğrultuda fedakarlık yapar. “Örneğin, İkinci Dünya Savaşı döneminde bazı Almanlar, bazı Yahudiler ile empati kurarak altruist davranışlar sergilemişler ve onları kendi geleceklerini riske atarak gizlemeye çabalamışlardır” diyor Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt. Kısacası altruizmin altında yatan en önemli unsur empati. Empati duygusuyla da zarar görsek bile karşımızdakine yardım etmeye çalışıyoruz. Empatinin dışında kültür, grubun büyüklüğü, kişilik ve mizaç yapısı da altruist davranışlarımızı etkiliyor.

En bilineni anne-çocuk ilişkisi

“Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, seni büyütmek için neleri göze aldım”… Annelerimizin bu sözleri kulaklarımızda çınlıyor öyle değil mi? Zaten annelerimizi tasvir ederken hep “Benim fedakar annem” diye bahsederiz. Evrimsel psikologlar, yaptıkları araştırmalar sonucunda annelerin bu davranışlarının altında genlerini devam ettirme bilincinin yattığını keşfetmişler. Üstelik hiçbirimiz bu davranışımızı bilinçli olarak yapmıyoruz. Farkında olmadan yaptığımız fedakarlıkların -ki özellikle de ailemize karşı daha çok yapıyoruzliteratürde akraba seçilimi olarak geçiyor. Kan bağımız bulunan kişilere yardım ederek genlerimizi gelecek nesile taşıdığımızı, neslimizi devam ettireceğimizi düşünüyoruz. Tabii kendimizden fedakarlıkta bulunurken, karşımızdakinden de aynı şeyi bekliyoruz. “Ben onun için her şeyi göze aldım ama o benim zor anımda yanımda değildi” gibi düşüncelerin içerisinde kendimizi bulabiliyoruz. Böyle hissetmemizin bilimsel ismi ise karşılıklı altruizm.

Benden önce diğerleri

Alturist davranış sergileyen insanlara baktığınız zaman, cümlelerine hiçbir zaman “Ben” diyerek başlamazlar. Onların hayatlarında hep ‘biz’ olgusu vardır. Daha toplumcu bir bakış açısına sahiptirler. Bu nedenden ötürü de alturist davranışlar özellikle kolektivist topluluklarda daha yaygın. Yani günümüzde hakim olan batının empoze ettiği bireyselciliğe tamamen ters bir duruş. Yeşilyurt, bu durumu şöyle açıklıyor: “Geleneksel topluluklarda sık görüldüğü için çıkar gözetilmeden yapılan fedakarlıklar, kendi hakkını başkasına verme, bir erdem olarak algılanıp toplumsal ödüle layık bulunur. Grubun bir arada olmasına katkı sağlar.”

Dozajı iyi ayarlanmalı

İyi güzel de, kendimizi hiç düşünmeyip sürekli karşımızdakini düşünmek bizi bir süre sonra yıpratmaya başlıyor. Başkalarının üzüntüleri, sorunları derken kendimizle hiç ilgilenemeden hayatımız akıp gidiyor. Kendimizi düşünmeden sürekli fedakarlık yapmamız, bir süre sonra bizde hayal kırıklığı ve öfke duyguları yaşatıyor. “Özellikle de bağımlı kişilik yapılarında, kendisini düşünmeden sürekli başkalarını düşünme davranışı, kişinin birey olmaktan dolayı kazandığı hakları sürekli olarak başkalarına vermesi, kendisi ve başkaları arasındaki dengenin bariz biçimde bozulması durumlarında tehlikeli olmaya başlamış demektir.” Hepimiz zaman zaman altruist davranışlar sergileyebiliriz. Bu bizden değil, neslimizi devam ettirme bilincimizden kaynaklanan bir durum. Ama ne zaman ki bu süreklilik arz etmeye başlar, işte o zaman kaybeden biz oluruz.

UZMAN GÖRÜŞÜ

Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt
International Hospital
Altruizmin altında birçok neden yatıyor
Niçin başkaları için kendimizden fedakarlık yaptığımızın birçok açıklaması yapılabilir. İlk açıklama, altruist davranışların doğuştan getirilmiş türe özgü davranışlar olduğudur. Bu açıklamaya kanıt ise altruist davranışların sadece insan türüne özgü olmamasından kaynaklanıyor. Hayvan incelemelerine göre altruizme, sosyal gruplar içinde yaşayan diğer türlerde de rastlanıyor. Kuşlardan yunuslara, şempanzelerden bal arılarına kadar her bir tür ebeveyn bakımı, karşılıklı savunma, yardıma koşma, birlikte avlanma ve yiyecek toplama gibi konularda altruist davranışlar gösteriyor. Genler koruma altına alınıyor Kendimizden fedakarlık yaptığımız insanlar genellikle aile bireyleri oluyor. Bunun altında yatan etken ise genlerimizi koruma altına alma bilincimiz. Ağırlıklı olarak yakın çevremiz ve aynı kültürü paylaştığımız kişileri daha çok düşünüyoruz, daha çok fedakarlıkta bulunuyoruz. Sosyobiyolojik görüşe göre kişi, altruist davranışlarla genlerini paylaştığı soyuna yardımcı oluyor ve bu yolla onlardan üreyecek kuşakların sayısını artırıyor.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Altruizm, Anne Çocuk İlişkisi, Benim Yaşantım Nasıl Olmalı, International Hospital, Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, Yaşantı. Bu yazı Çarşamba, 02 Mart 2011, 16:58 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Tekrarlayan Baş Dönmesine Dikkat!

“Yer, ayağımın altında kayıyor gibi hissediyorum”, “İçim boşaldı” ya da “Dengemi sağlayamıyorum” şeklinde kendi gösteren baş dönmesi şikayetlerine dikkat!
“Yer, ayağımın altında kayıyor gibi hissediyorum”, “İçim boşaldı” ya da “Dengemi sağlayamıyorum” şeklinde kendi gösteren baş dönmesi şikayetleri, kulak ağrısı, göz hastalıkları, ilaç zehirlenmeleri, düşük veya yüksek tansiyon, damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları, kansızlık ve kan hastalıkları, mikrobik ya da beyin hastalıkları, sara ve bazı ruh hastalıklarından kaynaklanıyor olabilir.

Uzmanlar, baş dönmesinin kan şekerinin düşmesine bağlı kısa süreli kendini gösterebileceği gibi iki saat krizler halinde ya da haftalarca-aylarca kendini tekrarlayarak ciddi hastalıkların habercisi olabileceği uyarısında bulunuyor.

Politzer Derneği (Uluslararası Kulak Cerrahisi ve Bilim Derneği) Başkanı Prof. Dr. O. Nuri Özgirgin, yaptığı açıklamada, halk arasında baş dönmesi olarak bilinen hastalığın tıpta “vertigo” olarak isimlendirildiğini söyledi.

Baş dönmesinin, hastayı yatağa düşürerek gözlerini dahi açamayacak şiddetle olabileceğini, zaman zaman kayma hissine yol açabileceğini ya da göz kararması şeklinde görülebileceğini belirten Özgirgin, baş dönmesinin “basit” bir sorun olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı. Özgirgin, “Baş dönmesi (vertigo) çok genel bir terimdir. Çok farklı nedenden kaynaklanan çeşitli tipte baş dönmesi duygusunu içine alır. Dolayısıyla bizlerin yalnızca ’baş dönmesi’ yakınması ile bir sonuca ulaşabilmemiz mümkün değildir” dedi.

Baş dönmesinin, kulak ağrısı, ani hava değişimi, bazı göz hastalıkları, ilaç zehirlenmeleri, düşük veya yüksek tansiyon, damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları, kansızlık ve kan hastalıkları, mikrobik ya da beyin hastalıkları, sara ve bazı ruh hastalıklarından kaynaklanabildiğini ifade eden Özgirgin, baş dönmesi yakınması olan hastaya tanı konulurken, hastanın hekime verdiği yakınmaların detayları ve hikayesinin çok önemli olduğuna dikkati çekti.

Bu aşamada, baş dönmesinin neye benzediğini, nasıl bir duygu olduğunun hasta tarafından tarif edilmesi gerektiğini anlatan Özgirgin, “Hastanın, çevrenin dönmesi tarzında rotasyon hissi, sersemlik hissi, yerin ayağın altından kayıyormuş hissi, havada yürüyormuş hissi ve dengesizlik hissi gibi tariflerde bulunması önem taşıyor” diye konuştu. Özgirgin, bunların her birisinin farklı bir hastalığın bulgusu olabileceğini vurguladı.

BAŞ DÖNMESİNDE SÜREYE DİKKAT

Özgirgin, baş dönmesinin nedenine göre belirtilerin de farklı olabildiğini ifade ederek, kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinde kulakta
çınlama, işitme azlığı, kulakta basınç hissi, bulantı-kusma, kulak akıntısı ve gözlerde anormal hareketlerin saptanabileceğini anlattı.

Nörolojik hastalıklara bağlı baş dönmelerinde ise baş ağrısı, uyuşmalar, felçler, göz hareketlerinde anormallikler görülebildiğini belirten Özgirgin, yine baş dönmesine şiddetli bulantı ya da kusmanın da eşlik edebildiğini söyledi.

Özgirgin, baş dönmesinin durduk yerde gelişebileceği gibi belli bir harekete bağlı olarak da ortaya çıkabildiğini dile getirerek, baş dönmesinin ne kadar süre devam ettiğinin de çok önemli olduğuna işaret etti. Baş dönmesinin gün boyu devam etmesi ya da bir hafta kadar görülmesinin tek başına yeterli bir bulgu olmadığını, kesin tanı konulabilmesi için daha detaylı bilgiye ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Özgirgin, şunları kaydetti:

“Çok kısa, birkaç saniye süren baş dönmelerinin sık sık tekrarlaması, hastada günler boyu devam eden baş dönmesi yakınmasını uyandırabilir. Baş dönmesi, dakikalar veya saatler sürebilir. Hastalarımızın büyük çoğunluğunun anlatımında ’şiddetli başım döndü, kustum, beni acile servise kaldırdılar, orada serum takıldı ve daha sonra kendime geldim’ öyküsü vardır. Aradaki detaylar daima atlanır ve bizim için kritik olan ise bu detayları bilmektir. Yakınmalar, tıpkı ’masal’ anlatır gibi saniye, saniye anlatılmalıdır.”

Özgirgin, eğilme, yataktan kalkar kalmaz gibi hareketle ortaya çıkan baş dönmelerinin “pozisyona bağlı” ortaya çıkabilen bir durum olduğunu ve zaman içinde şikayetlerin tekrarlanabildiğini söyledi.

Meniere hastalığının da ikinci sıklıkta görülen baş dönmesi nedeni olduğunu ifade eden Özgirgin, bu durumda baş dönmesinin krizler şeklinde seyrettiğini ve sıklığının farklılık gösterebildiğini ve bir-iki saat süren krizlerin kişinin ruh sağlığını bozabildiğini, hastanede müdahale gerektiğini vurguladı.

Özgirgin, denge sinirinin virüsler vasıtasıyla iltihaplanması halinde de de baş dönmesinin görülebildiğini dile getirerek, bu kişilerin yürümekte zorluk çektiklerini dile getirdi.

Açlığa bağlık, kan şekerinin düşmesinden kaynaklanabilen geçici baş dönmeleri ile çeşitli hastalıkların bulgusu olan baş dönmesiyle
karıştırılabileceği uyarısında bulunan Özgirgin, bu nedenle mutlaka hekim tarafından baş dönmesinin kesin nedeninin ortaya konması gerektiğini vurguladı.

“KULAKTA İŞİTME KAYBI GÖRÜLEBİLİR”

Özgirgin, iç kulakla ilgili sorunların baş dönme nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirterek, halk arasında “kristallerim yer değiştirdi” tanımlaması ile kendini gösteren durumla sık karşılaşıldığını söyledi.

Yer çekimine bağlı dengenin sağlanmasında rol oynayan kristallerin yapısının iç kulak sıvaları içinde hareket ettiğini belirten Özgirgin,
kristallerin yarım daire kanallarının içine kaçması halinde baş dönmesinin gelişebildiğini anlattı.

Özgirgin, baş dönmesi yapan kulak hastalıkları arasında üst solunum yolu infeksiyonları sonrası iç kulak tutulumu, pozisyona bağlı baş dönmesi (BPPV olarak kısaltılır ve iç kulakta dengemizi sağlayan toza benzer bazı maddelerin fizyolojisinin bozulması), Meniere Hastalığı (İç kulaktaki sıvıların kimyasal durumlarının değişerek basınç artışı yapması), Vestibüler Nörinit (İç kulaktaki denge ile ilgili sinyalleri beyine ulaştıran sinirin iltihaplanması), kronik orta kulak iltihaplarının iç kulağa yayılması (labirentit), menenjit veya diğer ateşli hastalıkların iç kulağı etkilemesi, iç kulakta veya iç kulak sinirindeki tümöral hastalıkların yer aldığını belirtti.

“GÖZ HAREKETLERİ İP UCU OLABİLİYOR”

Baş dönmesinin, iç kulaktaki bir hastalığa bağlı olması halinde genellikle kulak muayenesinde bir problem görülmediğini ifade eden Özgirgin, “Sadece orta kulak iltihaplarının iç kulağı etkilemesine bağlı baş dönmesi olması durumunda ise kulak zarında delik ve orta kulakta iltihaplanma görülebilir” dedi.

Özgirgin, bu durumda hastada anormal göz hareketleri olabildiğini belirterek, göz hareketlerinin yönünün hangi kulağın hasta olduğuna dair ip ucu verdiğini söyledi.

“HASTANEYE YATIŞ SÖZ KONUSU OLABİLİR”

Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinin (tümörler hariç) genellikle zaman içinde kendiliğinden ortadan kalktığını ifade eden Özgirgin, bu sürenin kimi zaman 6 ay ya da 1 yıla kadar uzayabildiğini belirtti. Özgirgin, baş dönmesinin nedeninin pozisyonel olması halinde hekimin muayene sınasında uygulayacağı bazı hareketlerle düzelebildiğini anlattı.

Farklı nedenlere bağlı baş dönmelerinde ilaç tedavisinin yapıldığını ifade eden Özgirgin, şiddetli şikayetler durumunda hastaneye yatışın söz konusu olabildiğini söyledi. Özgirgin, tümörlere bağlı baş dönmelerinin de ancak tümörün cerrahi müdehale ile çıkarılması ile geçebileceğini vurguladı. Özgirgin, baş dönmelerine yapılacak ilk işin, kişinin hemen oturtulması veya yatırılması şeklinde olduğunu sözlerine ekledi.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Baş Dönmesi, Baş Dönmesi Belirtileri, Baş Dönmesi Hakkında, Baş Dönmesi Hakkında Bilgiler, Baş Dönmesi Nasıl Geçer, Sağlık Haberleri. Bu yazı Perşembe, 24 Şubat 2011, 07:16 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Sağlıklı Saçların Formülleri!

Ah nerede o eski güzel saçlarım’ dememek için şimdiden önlem almanızda fayda var! Üstelik işe, saçınızı çok sık yıkamayarak ve doğru saç bakım ürünleri alarak başlayabilirsiniz!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; sağlıklı saçlar için alınması gereken önlemlerle ve saç dökülmesinin çözüm yollarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

Saçlar; güzelliğimizin tamamlayıcısıdır, insanın dış görünümünü etkiler. Saçın yapısını oluşturan ana elementler keratin, su, pigment, yağlar ve eser elementlerdir. Sağlıklı saçlar; parlak, görünümü düzgün ve kolay taranabilir özellikleri taşır. Saçın bu özellikleri, sistemik hastalıklar ve çevresel etmenlerin etkisiyle bozularak; saçlarda kırılma, mat, sağlıksız görüntü ve dökülme şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Dermatoloji hekimlerine bu sebeple çok sayıda hasta başvurmaktadır.

Saçlı deride ortalama 100 bin saç folikülü bulunur. Bu sayı bazı kişilerde 150 bini bulabilir. Yağ bezlerinde üretilen yağ salgısı, derimizden kıl köklerine ulaşmaktadır. Saç derimizde bulunan yağ hücreleri saçımızın yağından sorumludur. Yağ salgısı ergenlik döneminde artış gösterir. Saçlar yağ salgısına göre yağlı ya da kuru olabilir. Saçın yağlanması çoğu kişi için bir sorun oluşturur. Saçlı deride salgılanan yağlar fırçalama ve tarama gibi işlemlerle kolayca saçlara yayılır.
Aşırı Yıkamak Kurutur

Saçları aşırı yıkamak kurumasına, elektriklenmesine ve parlaklığını kaybetmesine neden olur. Kuru saç; yapısal olabileceği gibi, saçların gereğinden fazla yıkanması, kuru çevrede bulunulması, saçların sık kurutulması ve bazı sistemik hastalıkların sonucunda da gelişir.

Saç yıkama sıklığı kişiye göre değişkenlik gösterir. Saç günde en fazla bir, en az haftada bir defa yıkanmalıdır. Saçlar yıkanırken kişinin saç tipine uygun şampuanı tercih etmesi önemlidir.
Düzleştirme Saçı Zayıflatır

Saçları güzelleştirmek amacıyla uygulanan kozmetik ürünler; saçların görünümünü değiştirmenin yanında saçlara zarar verebilmekte, saçlarda kırılma ve dökülmelere neden olabilmektedir. Saça uygulanan ürünler; sabitleştirici, renklendirici, renk açıcı ve düzleştirici olarak sınıflandırılabilir. Saç şekillendiriciler, saç temizliğinin ardından saça son şeklini vermek için kullanılırlar. Amaçları kuruma esnasında saçın herhangi bir kısmını belli bir yerde tutmak ve saça hacim kazandırmaktır. Saç jöleleri, saç spreyleri ve saç köpükleri bu işlevi görmektedir.

Saç düzleştirme daha çok kıvırcık saçlarda başvurulan bir yöntemdir. Saçta bulunan disülfit bağlarının kırılıp saçın denatüre olmasına neden olur. Bu şekilde saçlar düz bir görünüm kazanıp yeni bağlar oluşur. İnce ve hasarlı saçlarda bu uygulamada dikkatli olunmazsa saçlar çabuk kırılgan olur, saçı zayıflatır. Bu saç yapısına sahip kişiler saç düzleştirme işlemine mümkün olduğu kadar az başvurmalıdırlar.
Bitkisel Boya Tercih Edin

Saç boyaları doğal ve sentetik olmak üzere iki çeşittir. Kına en iyi bilinen doğal boya çeşididir. Sentetik boyalar; geçici ve kalıcı özellik taşıyanlar olmak üzere iki çeşittir. Piyasada satılan boyaların çoğunluğu kalıcı özelliktedir. Saç boyalarının içeriğinde bulunan bazı maddeler alerjik bünyeye sahip kişilerde kontakt dermatit (alerjik egzama) bulgularına neden olabilir. Alerjik egzama saçlı deride kaşıntı, sulantı ve yaralarla kendini belli eder. Boyalarda bulunan en sık alerjiye neden olan madde parafenilendimandir. Alerjik bünyeli kişilerde, bitkisel saç boyaları tercih edilmelidir. Sık saç boyanması, saç yapısının incelmesine, kıl şaftının delikli bir hal almasına neden olur. Saçlar çok sık boyatılmamalı, sık saç rengi değiştirilmemeli ve kaliteli boya kullanılmalıdır.
Kaşıntı Varsa Egzama Olabilir!

Saçta sık görülen hastalıklar kepeklenme, egzama ve saç dökülmesidir. Kepeklenme en sık görülen saç sorunudur. Saçta küçük beyaz renkli döküntülerle kendini belli ederler. En sık ve şiddetlisi 20 yaş civarında görülür. Derinin çeşitli uyarılara karşı verdiği bir cevaptır. Medikal şampuanlarla kontrol altına alınır. Başlangıçta sadece medikal şampuanlarla yıkanılmalı, sonrası medikal şampuan sıklığı azaltılmalıdır. Saç spreylerinin aşırı kullanılması, saç boyalarının uygunsuz kullanımı, soğuk hava, kuru ısıtıcılar, stres ve gerginlik kepeklenmenin artmasına neden olur.

Sinirsel egzama ya da bilimsel adıyla nörodermit, sık görülen bir cilt sorunudur. Boyun, ense, saçlı deri, omuzlar ve topuk bölgelerinde sürekli kaşıntı ve bunun sonucunda deride kızarıklık görünür. Hastalığın oluşmasında stres en önemli etmendir. Tedavisinde steroidli kremler, antihistaminik ilaçlar ve nemlendiriciler kullanılır. Ciddi vakalarda hastalar psikiyatri uzmanları ile birlikte takip edilir.
Dökülen Saçlara Mezoterapi

Saç dökülmesi sık karşılaşılan bir diğer saç hastalığıdır. Tedavide amaç dökülmeyi durdurmaktır, öncelikle saç dökülmesi durumunun nedeni araştırılır. Gerekli laboratuar testleri yapılır ve hastanın tedavisi düzenlenir. Tedavinin uzun süreli olacağı konusunda hastalar bilgilendirilmelidir. Neden bulunamadığı zaman saçı güçlendirici ürünlere ve tedavilere başvurulur.

Dökülmeyi iyileştirmek ve kontrol altına almak için uygulanan en etkili yöntem olan saç mezoterapisi; saçın ihtiyacı olan vitamin, mineral ve kan dolaşımını arttırıcı ilaçların direkt saç diplerine enjekte edilmesi prensibine dayanır. Kullanılan ilaçlar güvenilirdir. Anestezi gerektirmeden uygulama yapılır. Belirli aralıklarla yapılan bir uygulamadır. Emin ellerde yapılması gerekir. Tedavi tamamlandığında dökülmede azalma, saçlarda dolgunluk elde edilmiş olur.
İyi Şampuanın Özellikleri

Bir şampuanda aranılan özellik, saçtaki yağı dengeye sokmak, saçın parlak ve hacimli görünmesini sağlamaktır.
Şampuan seçimi, kişinin saç yapısına göre yapılmalıdır. Saça ve göze zarar vermemelidir. Yağlı, kuru,normal ve hasarlı saçlara özel şampuanların yanı sıra, bebekler için ve medikal özellik taşıyan şampuan çeşitleri de bulunmaktadır.

Saçınızın Yağlanmaması İçin Bu Önlemleri Alın

Saçların çok sık taranmamasına ve fırçalanmamasına dikkat edin. Bu şekilde deride bulunan yağlar saça ulaşamaz.
Aşırı sıcak ve nem, yağ salgısını arttırdığından bu ortamlardan kaçının.
Saç kurutmayı sıcak havayla yapmayın.
Yağlı saçlar için olan şampuanlar tercih edin.
Yağlanmayı azaltmak için şampuanla yıkama sıklığını abartmayın.
Kuru Saçlar İçin Bakım Önerileri
Saçlarınızı az şampuanla yıkayın Saç kremi kullanın
Kurutma makinesini mümkün olduğunca az kullanın
Nemlendirme özelliği fazla olduğundan kuru saç şampuanlarını tercih edin.
Saç kremini şampuandan sonra kullanın. Kremler saçların parlak hale gelmesini ve yumuşak olmasını sağlar.

Saçlarınız parlasın istiyorsanız…

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Kırılan Saçlar, Kuru Saçlar, Saç, Saç Bakımı Nasıl Olmalı, Saçın Özellikleri, Sağlık Haberleri, sağlık videoları, Sağlıklı Saça Nasıl Sahip Olurum, Şampuan Seçimi. Bu yazı Pazartesi, 14 Mart 2011, 07:25 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Şekerseverlere Müjde

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu, fruktozun pankreas kanserine neden olduğunu kanıtlayacak ve kanserle ilişkilendirilecek bir bilimsel kanıt bulunmadığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu, “fruktoz” olarak adlandırılan nişasta bazlı şekerin pankreas kanserine yol açtığı iddiaları üzerine yaptığı çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Kurul, fruktozun pankreas kanserine neden olduğunu kanıtlayacak ve kanserle ilişkilendirilecek bir bilimsel kanıt bulunmadığını bildirdi. Bilim Kurulu ayrıca, pankreas kanserine neden olan en önemli faktörlerin sigara, alkol ve obezite olduğunu bildirdi.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Aşırı Şeker Tüketiminde Ne Yapılmalı, Şeker Hastalıkları, Şeker Zararlımıdır. Bu yazı Pazar, 06 Mart 2011, 18:59 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Psikopatlığın Şifresi Çözüldü!

ABD’deki Vanderbilt Üniversitesi’nin araştırması, psikopatlar hakkında yeni bilgiler ortaya koydu.
Psikopatların beyin aktivitelerinin anahtarı, vücudun ödüllendirme sistemi olan dopamin salgısında. Psikopatlarda, düşünmeden hareket etme, risk alma, ödül düşkünlüğü gibi haller, ‘hiper reaktif dopamin ödül sistemlerin-den’ ötürü çok yüksek. Bu durum, cezadan ve davranış-larının negatif sonuçlarından çekinmelerine engel oluyor. Dürtülere göre karar alıyor, riskten korkmuyorlar.

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Güncel Sağlık, Kişi Nasıl Psikopat Olur, Psikopat, Psikopat Hakkında, Psikopat Nasıl Olur, Sağlık Haberleri, sağlık videoları. Bu yazı Cuma, 25 Mart 2011, 06:52 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Uykusuzluk Nelere Yol Açıyor!

Uykusuzluğun, karar alırken kişileri aşırı iyimser ve risk almaya daha eğilimli hale getirebildiği ortaya çıktı.
“Neuroscience” dergisinde yayımlanan, Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırmaya ortalama 22 yaşındaki sağlıklı kişiler katıldı.

Katılımcılardan iyi uyudukları bir geceden sonra ekonomik nitelikli bazı kararlar almaları istendi. Bir gece uykusuz bırakılan katılımcılardan tekrar karar almalarını isteyen bilim adamları bu kişilerin MR görüntülerini inceledi.

Uykusuz kaldıklarında beynin olumlu sezgilerden sorumlu bölümlerinin daha yoğun, olumsuz sezgilerden sorumlu bölümlerinse daha az faaliyete geçtiği belirlendi.

Duke Üniversitesinden bilim adamları, uykusuz kalan katılımcıların para kazancına daha fazla, kayıpları azaltmaya ise daha az eğilim gösterdiğini belirtti.

Bilim adamları, belli bir saatten sonra kumarhaneye gelen müşterilerinin her şeyi kaybedene kadar kumar oynamaya devam ettiğinin kumarhane yöneticileri tarafından çok iyi bilindiğini, araştırmanın da bu olguya bilimsel unsurlar getirdiğine dikkati çekti.

Uykusuzluk beyni küçültüyor!

Bu Yazıya Ait Etiketler: ”Neden Uyuyamıyorum, Sağlık Haberleri, Sağlık Sorunları Ve Çözümleri, Uykusuzluk, Uykusuzluk Hakkınd, Uykusuzluk Sorunu. Bu yazı Cumartesi, 12 Mart 2011, 21:59 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

View the original article here

Sagopa Kajmer Analiz şarkı sözü – (dinle)

Sagopa Kajmer Analiz şarkı sözü, Sagopa Kajmer Analiz dinle, şarkısı sözleri, Sagopa Kajmer Analiz şarkı sözleri, Sagopa Analiz dinle

Kralın elleri nasır ve yelleri soğuk günün
ve belleri kırık dünün ve gözleri donuk çocuk ve
selleri yıkar evim,
Duvarlarım buruk içim ve pilleri bitik kalplerin yönleri kayıp ara,
Yıllatılmış senelerin nöbetçileri değil miyiz ?
Gardiyan da bendim, hakimin de kendisi ve hapse teslim edilen huzurun gırtlağını ben
kestim,
Katil oldum şirretinden müebbetim hürriyete,
Bu kül tablası kaçıncı kez yattı sigara altına,
Söyle her nefeste kaç adım yanaştım tahtıma,
Neferin nefesi manevi ve her maneviyatta cesareti sakladın ve cebine tıktın,
Bıkıktın, halden anlamazlar ordusuyla aynı yere tıkıktın ah,
Sancılarına karşı sen yıkıktın, hep bakıktın akibetine dürbünle,
Sürgüne kakıktın, analiz her bedende ayrı ruhtu,
Sen kayıptın, evvelindir mahremin ve örtü örttüm üstüne ve Tanrı,
Sanrı çekti gözüne bir kalemde gelecek ekti,
Körpe kalbim zorba düştü, torba doldu bin yalanla kin üşüştü,
Din bozuldu, kin doluydu tin hududu bin bıçakla harp yaşandı,
Sin gömüldü in içine, yaramı tuzla sıvadı her melek ve bin (sagopa) çile,
Gözümün içine iğneler batırdı bu felek,
Analiz ettim her günahta bir kelek,
Not aldım (red) not edildi,
Özrü diledim reddedildi,
Yaşadım yanıldım resmedildi,
Günahın payını buldum..

Analiz ettim kimler arkasında kinler ve inlerin karanlığında güneşi kim bekler ve geride
kalan o dünler kime gülümser,
Kime iyimser, kime kötümser,
Yarının bugünden çıkarı ne ve analiz ettim her duada gerçeğin bir payını buldum,
Kudretinde puslu kişilik ayıpları ve düşene tekme atan o insan kayıpları,
Çıkara dayalı, pahalı zamanın harcanısı,
Bugünün yarından çıkarı ne ?

Anlamaktı zor olan ki kolaya kaçmak alınmaktı herşeye,
Ben aslı buldum, yaşlı kalbin paslı kör durumda ilacı oldum,
Hep kiracı kaldım verilen her değerde hancı durdum,
Yıkılan her güvende yolcu düştüm, üşüdüm yalnızlarda,
Yıldızımla karaya düstüm, sancı buldum,
Yankılandı bin acımda her sesim ve analiz ettim,
Kimsesizdi ruhum ki kimselerdi,
Kimsesizler hilesizdi tüm görüntüler ve her seferde gerçeğin bir payını buldum,
Yorgun oldum, sorgum bitti,
Durdum baktım yağma etti Tanrı tüm ganimetleri,
Riya rüyalar anlatıldı gereği yoktu,
Martavalla avunan oldu insanoğlu,
Çukura gömdü arzularını,
Tüm günahlarıyla onure etti yalnızlar da garibe düştü,
Ayak yürür, atar yürek,
Zaman çatar gömer kürek ve her bilek düşer yere,
Okka yüzlüm yara bere,
Korku bir tüfek ufak tefek,
Felekse avcı gözü pek,
Analiz ettim,
Sen tek, hep yek…

www.tutturan.com


Sagopa Kajmer 56 Denklemli şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Anektod şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Ardından Bakarım şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Aklımın Odaları şarkı sözü – (dinle)
Ünlü Repçi SAGOPA Öldü!
Sagopa Kajmer 2011 albümü bomba gibi !
Sagopa Kajmer Ahenk şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer 24 Şarkı Sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Alçaklar şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Al Birde Burdan Yak şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer 3 Sefil Şair şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Af Benim İşim Değil şarkı sözü – (dinle)
Sibel Can Bize Üzüldüm şarkı sözü – (dinle)
Funda Arar Sevdiklerim şarkı sözü
Sibel Can Son Vapur Şarkı Sözü – (dinle)


View the original article here

Sibel Can Bize Üzüldüm şarkı sözü – (dinle)

Sorry, I could not read the content fromt this page.

View the original article here

Ak Parti Başbakan Erdoğan Antalya Mitingi Konuşması izle (Akp)

Sorry, I could not read the content fromt this page.

View the original article here

Sagopa Kajmer Ardından Bakarım şarkı sözü – (dinle)

Sagopa Kajmer Ardından Bakarım şarkı sözleri, Sagopa Kajmer Ardından Bakarım dinle, şarkısı sözleri, mp3 dinle, Sagopa Kajmer Ardından Bakarım şarkı sözü

İki bin ON
Melankolia bebek !

Bir hariç ve bir dahil
İki cüsse bir kıssa bir hisse
Biri uzaklaşır ve biri yanaşır bahse
İki göz var biri kuru çöl öteki su dolu kase
Bak sürmeli Yunus mutsuz her şey tatsız tuzsuz
Hâlim biraz huysuz yaptıkların mahsus
Çünkü bildiklerim bana mahsus
Budala kuş bu dala konma ve uç sonsuz
Bak düştükçe düşesi geliyor yağmur damlalarının ve
Sindikçe sinesi geliyor Yunus’un
Ama sakinlerin hali pişkin çok yemiş göbekleri şişkin
Ahvalim değişkin yerinde durmaz vaktim
Geçer gider vedalar
Uğultum taban ve en garip tual
İçinde ben ve benden bozma yansımalar
Ben ve benden sızma hakiki gözyaşı var lan

Nakarat(x2)
Bu cihanın kayışları kopsun
Dönüp duran seyyar dünya ilk istasyonda dursun
Dışarıda ıssızlık bensiz, bendeyse yalnızlık ıssız
Sen git ardından bakarım

Bak dörtlük 5 kardeşle tanıştı
Tokat değdiği yeri yaktı
Ateşin hâli farklı
Gebeşin dili kanlı
Medya yanlı ve yanlış her dönme alkış
Ben sadece oyum 1.90 küsür boyum
Rap benim en güzel huyum Ben işte buyum
Kul Yunus ve meşkûr Sago bak ne güzel uyum
Telaşlanma elbet benim de kaynar bir gün suyum
Burası mahçupluk mapusu kurmam şart yoluna pusu
Haydi kafesimin kükrek aslanı çık dışarı
Kurt takliti yap ulu gaddarlar gider aşırı
Bırakma beni koru
Mönüyü sundum ölümlerden ölüm beğeneceksin
Şimdilik susuyorum çok yakında göreceksin
Görmek için gözlüğe ihtiyaç duymayacaksın
Not: Sago beyaz Michael Jackson

Nakarat(x2)
Bu cihanın kayışları kopsun
Dönüp duran seyyar dünya ilk istasyonda dursun
Dışarıda ıssızlık bensiz, bendeyse yalnızlık ıssız
Sen git ardından bakarım

Sago KafKef! 2-0-1-0 Melankolia! OSURRT !
N’aber ahmak! Kafana hiç yedin mi tokmak?! yeahs.
Scratch! Dj.. Hit Adam! Hit Herif! Hit Herif Sago!
Seni Hit Herif! jajajjahhahaha !
peace

Sagopa Kajmer Ardından Bakarım şarkı sözü
www.tutturan.com


Sagopa Kajmer 56 Denklemli şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Anektod şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Aklımın Odaları şarkı sözü – (dinle)
Ünlü Repçi SAGOPA Öldü!
Sagopa Kajmer 2011 albümü bomba gibi !
Sagopa Kajmer Ahenk şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Alçaklar şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer 24 Şarkı Sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Analiz şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Al Birde Burdan Yak şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer 3 Sefil Şair şarkı sözü – (dinle)
Sagopa Kajmer Af Benim İşim Değil şarkı sözü – (dinle)
Sibel Can Bize Üzüldüm şarkı sözü – (dinle)
Funda Arar Sevdiklerim şarkı sözü
Sibel Can Son Vapur Şarkı Sözü – (dinle)


View the original article here

9 Nisan 2011 Cumartesi

The Madrid ends its great week and breaks his negative streak with Regal FC Barcelona

Sorry, I could not read the content fromt this page.

View the original article here

Manchester United continues its way to the title

Apr 9, 2011 | What

Manchester United beat Fulham at Old Trafford (2-0) and continues its way to the conquest of the title of the Premier unstoppable after the dispute of the thirty-second day, in which Chelsea beat bottom Wigan (1-0) with a Fernando Torres who continues unchecked.

Those of Sir Alex Ferguson came out as a cyclone with Valencia and Nani as more incisive players, face a Fulham who offered too many facilities, something that in the 'theatre of dreams' pay expensive.

The goals came in the first half hour, the first work of Bulgarian Dimitar Berbatov at 12 minutes and the second after riveting network Antonio Valencia a rebound after play of Nani (32').

For its part, Chelsea had many problems to be imposed on the bottom, the Wigan of Roberto Martinez (1-0), in an encounter which was resolved with a bit of Malouda in the first minutes of the second half after take a cluster of absurdities behind Wigan.

Fernando Torres, who started the game off the bench, was released in the second half in place of Anelka. The fuenlabreño enjoyed a hand to hand and tried in every way but still new since arriving at Stanford Bridge.

Rival Real Madrid in 'Champions', the Tottenham's Harry Redknapp beat a combative Stoke [...]

Read the full story at the source (which)

Apr 9, 2011 | The cutting edge

London, 9 (EUROPA PRESS) manchester united beat Fulham at Old Trafford (2-0) and continues its way to the conquest of the title of the Premier unstoppable after the dispute of the thirty-second day, in which Chelsea [...]

Read the full story at the source (La Vanguardia)

Tags: continues, manchester, united, sports

View the original article here

'Reaper' speaks Portuguese

Apr 10, 2011 | The cutting edge

I received the message the day before yesterday. "Come." "He has regained speech". On Thursday night, a Portuguese salesman of passage through Madrid had a vahído in the bar La Torre del Oro, in the arcades of the plaza Mayor. "Or touro fala - me, or touro fala - me...", repeating the good man [...]

Read the full story at the source (La Vanguardia)

Tags: policy, cover, Reaper man

View the original article here

Rassmusen sees no exit to military conflict in Libya

Sorry, I could not read the content fromt this page.

View the original article here

Bildu says that the magnifying glass at the Basque society requires that law on parties there is no

Apr 9, 2011 | DNA

Bildu, the coalition formed by EA, Alternatiba and independent abertzales, has said today that "the magnifying glass" with which "Basque social majority," look to Madrid passes through the requirement that there is no "law of parties to prevent the formation of institutions from democratic normality".

Bildu has held this afternoon in the Palacio Kursaal in San Sebastian public presentation at a gathering with hundreds of people, which has not submitted its Basque nominations since, as explained sources of the nationalist Unionthey are not yet closed and will be probably released by territories at the end of next week.

Been involved in the Act, in which there was no visible faces of the abertzale left outlawed, the President of EA, Pello Urízar, the leader of Alternatiba, Oskar Matute, and the representative of Herritarron Garaia Bakartxo Ruiz.

The independent Bakartzo Ruiz said that "can not be [...]"

Read the full story at the source (DNA)

Apr 9, 2011 | 20 minutes
Bildu has held in the Palacio Kursaal in San Sebastian Saturday afternoon public presentation at a gathering with hundreds of people, in which Basque has not submitted their nominations , as they have explained sources of the nationalist Unionthey are not yet closed and will be probably released by territories at the end of next week.
Been involved in the Act, in which there was no visible faces of the outlawed nationalist left, President of EA, Pello Urízar, the leader of Alternatiba, Oskar Matute, and the representative of Herritarron Garaia Bakartxo Ruiz.
The independent Bakartzo Ruiz said that "they can be obstacles to the free choice of candidates and proposals that should govern the future of this country".
"We do not want matches laws impeding the participation and creation of institutions from democratic normalcy." "This town has said that enough and this requirement should be met by Madrid without delay", but to say that "it is going to respect what they freely decide Basque country", he added.
"This the magnifying glass from which today look at Madrid social, Trade Union and political majority in the Basque country", has emphasized Bakartzo Ruiz, convinced that Bildu makes a "firm commitment by the new open era".
The President of EA, Pello Urízar, has criticized that be proclaim "witch hunts" against Bildu and that have "hard cure" to say that they will look closely their lists those who "after 25 years, or with all magnifiers in the world"", they are able to find an 'X' in the GAL."
"They will give lessons in democracy to us", it has ironizado Urízar, who has ensured that Bildu offers society "the possibility of definitively reaching another political scenario characterized by the absence of all forms of violence and [...]"

Read the full story at the source (20 minutes)

Tags: global, political, requires, Basque, law, magnifying glass, bildu

View the original article here

Consensus with Germany: "Spain is not Portugal"

Sorry, I could not read the content fromt this page.

View the original article here

200,000 people seek in the demonstration in Madrid that ETA is not at the ballot box

Apr 9, 2011 | What

Tens of thousands of people, about 200,000 according to the organizers, have rallied in Madrid to call on the Government to prevent ETA being in the local elections on May 22.

Under the motto ' by the defeat of terrorism: ETA out of the elections ', the demonstration, called by the Association of victims of terrorism (AVT), has invited thousands of citizens of all Spain.

"If ETA can be in the elections is because Zapatero and Rubalcaba allow it", said the President of the AVT, Angeles Pedraza, in the speech that clausuraba the demonstration on the stage of the plaza de Colón.

MESSAGES AGAINST ZAPATERO

Proclamations against Zapatero have been able to hear during the demonstration. ' Zapatero resignation, Rubalcaba [...]

Read the full story at the source (which)


View the original article here

Today not enough references

Apr 10, 2011 | The cutting edge

The classics described as non sequitur what they consider inconsistent reasoning. For example: does not follow - non sequitur in Latin--that if one is human and therefore mammal, all mammal is human. Now begins to circulate another curious fallacy: since everything [...]

Read the full story at the source (La Vanguardia)

Tags: policy, home, references, too many

View the original article here

Ethics in the European Parliament

Ethics in the European Parliament - Noticias.com Noticias.com - Todas las noticias en un solo medio««RSS press releases cover ProvinciasMadridBarcelonaValenciaAlicanteSevillaMálaga international EspañaSucesos policy DeportesAtletismoBaloncestoACBEuroligaNBABalonmanoCiclismoFútbol1ª División2ª DivisiónAtlético of MadridBarçaCopa of the ReyCopa UEFAEspanyolFútbol InternacionalFútbol campeonesReal MadridSelecciónValencia CFGolfMotorFormula salaLiga 1MotociclismoRalliesSuperbikesTrialTenisVela EconomíaBancaBolsaEmpresasConstrucciónEnergíaIndustriaInmobiliarioMediosSegurosTecnologíasTelecomunicacionesEuriborFondosInversiónDivisasPetróleoMercadosRenta fijaTrabajo science CulturaArteCineModaMúsicaConcierto SociedadEducaciónEsquelasFamososGente and TelevisiónReligiónSalud TecnologíaVideojuegos ad Noticias.com ' cover ' ethics in the European Parliament source: La Vanguardia ethics in EurocámaraAbr 92011 | The vanguard Compartir|
Ética en la Eurocámara
MORE INFORMATION
The 27 support that still do not have left behind the crisis
Sign, flee and charging diets

Some accept money in exchange for trying to modify directives, others will manage to charge [...]

Compartir|

Read the full story at the source (La Vanguardia)

Tags: international, ethics, European Parliament, cover

RELATED news Barcelona today ends the round of consultations next Mallorca and Seville are half way consensus with Germany: "Spain is not Portugal" scarcity triggered the price of oil is bleeding up to pre-crisis levels 'Reaper' Portuguese speaking the PSOE is death by South comments for this article latest news Barcelona today ends the round of Mallorca and Seville next consultations are half way consensus with Germany: "Spain is not Portugal" Mallorca and Seville are to half way Guardiola: "Win at the Bernabeu would be a decisive blow to the League" Barcelona today ends the round of consultations next most popular international international medium medium crisis crisis News News News News of fires fires News editorial publishing news of economy culture culture news news of consultations consultations articles articles news opinion opinion News News News portugal portugal political policy news of cuts cuts psoe psoe News News price price news of cultural cultural news of oil oil news of fear fear News of previous previous news from Germany Germany football football news news of mallorca mallorca news front page cover news of film news of are are news of Spain Spain barcelona barcelona news tourism news news of consensus consensus news of dies dies

© 2011. All rights reserved

Grupo Intercom

RSS games of soccer games of motorcycle press releases links information Noticias.com conditions legal contact advertising

View the original article here

Against the stigmas of multiple sclerosis

Apr 10, 2011 | The cutting edge

As soon as I passed the opposition and took possession of my teacher square and had a new outbreak and I was able to introduce myself at school with my crutches, I had it clear. I asked all the adjustments that had the right, for example an entry barrier-free, a key to the lift and [...]

Read the full story at the source (La Vanguardia)

Tags: cover multiple sclerosis, stigmata

View the original article here